Çiğdem Toker: YSK'yı bağımsızlıkla donatmamak pahalı bir faturaya dönüşebilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Üç gündür Avrupa’nın ve dünyanın belli merkezlerinden gelen haberler, YSK’nin yurtdışı seçmenler için geliştirdiği “randevu sistemi”nde ciddi aksaklıklar yaşandığını gösteriyor. Bizzat iktidar partisi yöneticilerinin aktardığı rakamlara göre, randevu alan vatandaş sayısı 240 bin gibi, toplam kayıtlı seçmenin yüzde 10’una bile yaklaşmayan bir oranda kaldı. En fazla sayıda yurtdışı seçmenin yaşadığı ve bu nedenle cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ın büyük önem verdiği Almanya’da ise randevu tablosu, enikonu dramatik gelişiyor. Almanya’da kayıtlı 1 milyon 380 bin 909 seçmenden yalnızca 92 bin 92 kişinin randevulu oy kullanmak üzere gün belirlemiş olması, yöntemin ne kadar isabetli olduğunun en önemli göstergesi.

Oysa iktidar YSK’ye bu yıl, iki seçim için 800 milyon TL’nin üzerinde bütçe ayırmış, YSK’nin seçim için yapacağı alımları, açacağı ihaleleri Kamu İhale Kanunu dışında bırakan yasa değişikliği bile yapmıştı. Ancak bizzat iktidar partisi yöneticilerinin tepkisi de gösteriyor ki mesele mali destekle, olimpiyat statlarının, büyük spor salonlarının kiralanmasıyla bitmiyormuş. Eziyet çektiren, verimi düşüren “randevu sistemi” yerine, daha pratik bir yöntemin geliştirilmesini sağlayacak bir organizasyon kapasitesi gerekiyormuş. YSK’yi, uzman kadrolar gerektiren bu kapasiteyle ve “bağımsızlıkla” donatmamak, cumhurbaşkanı seçim sonuçları açısından hayli pahalı bir faturaya dönüşebilir.

Çiğdem Toker’in yazısı