Ruşen Çakır: Görevleri 'siyasi iradeye direnmeyi engellemek' olanlar şimdi direnmeyi öğreniyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Gözaltıların akabinde, polis yakınlarının İstanbul Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü binasının çevresinde toplanması üzerine Cemaat’in yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu, önümüzdeki günlerde “sivil itaatsizlik” eylemlerinin öne çıkabileceğini yazmıştım. Açıkçası Cemaat’in bu noktaya bu kadar hızlı evrilebileceğini tahmin etmemiştim. Örneğin “Çağlayan Adliyesi’nde yerin yedi kat altındaki nezarethaneden er ya da geç ahiretin tecelli edeceğine yürekten inanan 49 vatan evladı” diye imzaladıkları bayram tebriğinde son derece siyasi ve İslami mesajlar verdiler.

Ülkemizde değişik dönemlerde, haklı olduğunu düşündükleri davalar için otoriteye boyun eğmeyen, bu uğurda canlarını feda eden sayısız kahraman çıktı. 22 Temmuz sürecinden de pekala kahramanlık öyküleri çıkabilir. Burada esas ilginç olan, gözaltındaki kişilerin hemen hepsinin esas ihtisas alanının, siyasi otoriteye şu ya da bu nedenle ve şu ya da bu nedenle karşı çıkanları saptayıp yakalamak ve sorgulama süreçlerinde bu kişilerin iradelerini kırmak, diğer bir deyişle direnmelerini engellemek olması. Kaderin cilvesi diyelim.

Önce Vatan Caddesi, ardından Çağlayan’da süren dayanışma eylemlerinin Cemaat için bir sakıncası olduğu da muhakkak: Gözaltındaki polislerin Cemaat ile ilgileri olduğu iddiasının bu yolla güçlenmesi.

Ruşen Çakır’ın yazısı