
MÜJDE YAZICI ERGİN
mujdeyazici@diken.com.tr
sanat@diken.com.tr
Konu Eypio olunca biraz da olsa kişisel yazmaktan kaçamayacağım sanırım. Çünkü bundan 13 yıl önce Hollanda’da ilk rap şarkılarının kayıtlarını alan Apo yani Eypio’nun bu şarkılarını ilk dinleyen üç kişiden biriydim. Bize MSN’den şarkılarını yollar, bunları bilgisayara indirir, üzerine konuşur tartışırdık. Hatta o Hollanda’dayken şimdiki eşi Funda ile bir şarkısına klip dahi çekmiştik. Hala birçok şarkısını yayınlanmadan önce dinleme şansına sahip azınlıktan sayıldığımı gizlemeyeceğim.

Eypio, rap’e başladığı o ilk yıllardan bu yana çok farklı soundlarda şarkılara, başarılara imza attı; rap kitlesi dışındaki genel izleyici kitlesine de kendini tanıttı. ‘Günah Benim’ ve Çukur dizisine yaptığı ‘Gömün Beni Çukura’ ile Türkiye ve Avrupa’da çok sayıda konser verdi, halen bu konserlere devam ediyor.
‘Müslüm’, ‘Ayla’ gibi filmlerin yapımcısı Mustafa Uslu’nun yine yapımcılığını üstlendiği Naim Süleymanoğlu’nun hayatını konu alan ‘Naim’ filminin müziğini yapan Eypio ile Naim filmini, müzik hayatını, Türkçe rap’in bugün geldiği noktayı konuştuk. ‘Naim’ filmi ekim ayında vizyona girecek.
‘Naim’ filminin şarkısını hazırlama sürecinden bahsedebilir misin? Nasıl ilerlediniz?
Bir gün filmin yapımcısı Mustafa abi (Uslu) aradı beni, “Naim Süleymanoğlu’nun hayatını çekiyoruz, şarkısını sen yapar mısın?” dedi, seve seve kabul ettim. Mustafa abiyle bu şekilde tanışmış olduk. Bir önceki filmi Müslüm’ü de izlemiştim. Açıkçası böyle işler yapmayı seviyorum, beyaz perdede ya da sevilen bir dizinin bir sahnesinde kendi müziğini duymak ayrı bir tatmin. Bu arada filmin şarkısı bitti, klibi de çekildi. Hem Mustafa abiyle konuştuk hem kendim Naim Süleymanoğlu’nun hayatını araştırdım. Ayrıca Hollanda’da yaşadığım yıllarda Bulgaristan göçmeni arkadaşlarım oldu, çok fazla vakit geçirdim onlarla. O coğrafyayı, insanlarını, yaşadıklarını ve sorunlarını biliyorum. O nedenle zor olmadı şarkıyı yapmak.
Mustafa Uslu şarkıyı dinlediğinde çok etkilenmiş; tam olarak hangi noktalara vurgu yaptın şarkıda?
Evet çok beğenmişler, duygulanmışlar. Naim Süleymanoğlu sıradan bir karakter değil, sıradan bir hayatı yok. O yıllara dair önemli bir simge. Kendi hikayesiyle insanları tek yürek yapabilmiş. Ben de o psikolojiyle yaptım sanırım şarkıyı. Yazdığım bazı cümleler oldukça etkilemiş onları. Mesela şarkının bir yerinde “Bir derdin varsa söyle Naim gelir kaldırır” diyorum. Bir yandan da şaşırmışlar bazı detaylara. O coğrafyadan, kültürden detaylar ekledim şarkıya.
Şarkının altyapısını kim yaptı? Emeği geçenler?
Şarkının altyapısını Kezzo yaptı. O da bir Bulgaristan göçmeni, hatta Naim Süleymanoğlu ile aynı hastanede doğmuş. O da çok severek çalıştı bu şarkı için ve hikayenin ruhuna uygun bir altyapı oldu. Cemil Türkocağı da elektro saz-gitarı çaldı.
Son dönemde dizi ve film müzikleri konusunda kapısı çalınan müzisyenlerden birisin.
Film ve dizi müziği teklifi çok geliyor çünkü ortada bir ‘Gömün Beni Çukura’ şarkısı var. Çukur dizisi için Ay Yapım’dan böyle bir teklif geldiğinde açıkçası ben de devamının buralara varabileceğini hiç düşünmemiştim. Şarkı hem benim için hem dizi için çok iyi oldu, çok sevildi. O dönemde albüm hazırlıyordum, ‘Günah Benim’ sonrası hangi şarkıyı çıkarsam diye düşünürken Çukur’dan böyle bir teklif gelince şarkıyı yaptım. Sonrasında Avrupa ve Türkiye’de konserler, şarkının aldığı ödüller… Haftalarca dijital platformlarda en çok dinlenen şarkı oldu. Ondan sonra çok fazla film ve dizi müziği teklifi gelmeye başladı. Benim işim albüm yapmak, konser vermek. Ama çok iyi bir proje olacağına inanırsam ve benim için de ayrı bir tatmin olacaksa film ya da dizi şarkısı yaparım. Çukur ve Naim için bu bakış açısıyla çalıştım.
‘Hayattan soyutlanmıyorum yazarken, uzaya mekik fırlatmıyoruz sonuçta’

Nasıl bir sistemde çalışmayı seviyorsun?
Hiç hesapta olmadan ortaya çıkan işler oluyor. Çalışma şeklim biraz dağınık. Konunun üstünde biraz düşünüyorum sonra aklıma nerede ne gelirse orda yazıyorum şarkıyı. Mesela Gömün Beni Çukura’yı banyo yaparken yapmıştım, sonra hemen stüdyoya gidip altyapısını yaptırdım. Öyle hayattan soyutlanıp yazma durumu yok bende, uzaya mekik fırlatmıyoruz sonuçta.
‘Günah Benim’ şarkısı sonrası rap kitlesi dışındakiler de seni dinledi. Türkiye’de, Avrupa’da birçok konser veriyorsun. Gözlemlerin neler oldu bu süreçte? Türkiye’de dinleyici kitlesi sence ne seviyor? Kitle neye göre değişim gösteriyor?
Ben underground iken de bir kemik kitlem vardı. Yaptığım melodik nakaratlar sayesinde sanırım kulağı rap’e alışık olmayanlar da dinliyordu. Beni dinleyenlerin yaş aralığı o zaman da genişti. Liseli de, üniversiteli de ya da 30 yaş üstü de dinliyor beni. Bence dinleyici artık sıkılmış hep aynı sözlerden ve ritimlerden. Samimiyet istiyor, dertlerinle, küfürlerinle, arızalarınla hatta isyanınla senin de bir insan olduğunu görmek istiyor. Öyle şarkı sözlerine eşlik ediyor. “Vay be bunu da yazmış, şarkı sözü yapmış” diyor. Henüz çıkarmadığım ama kısa bir parçasını sosyal medya üzerinden paylaştığım bir şarkıda “Faiz gibisin gitmezsin zoruma” dedim, millet koptu. Ya da ‘Günah Benim’ de “Aşk deniz gören evdeki teras mı?” diye sordum, “Bir başına girdim yılbaşına” dedim. Kurduğum cümleleri seviyorlar belki de.
‘Bayülgen’in “dip dalga” tanımlaması beni mutlu etti’
‘Günah Benim’ ilk çıktığında bir köşe yazarı “Sokaktan çıkıp sokak için müzik yapıyor” demişti ya da geçenlerde Okan Bayülgen’in programında benim için dediği “Dipten gelen dalga” tanımlaması beni mutlu etti; “Bütün mesele bu gösterişli dünyaya dipten gelen bu dalgayı, bu sözleri sokabilmek” dedi. Haklı evet. Aslında olay da bu. “Türkiye’de dinleyici ne seviyor”un bir formülü yok aslında ama en başta samimi olmak gerek sanırım.
Rap’in yanında senin kendine has bakış açıları olan bir müzisyen tarafın var. Çok farklı türde müzik yapan isimlerle de çalıştın. Sibel Can, Yasemin Mori gibi düetlerin ve beste verdiğin müzisyenler var. Şu ana kadar düet dışında kimlere bestelerini verdin? Bu konuda nasıl çalışıyorsun?
Hollanda’dayken de farklı müzisyenlerle ortak işler yaptım. Burada da tarzı benden farklı müzisyenlerle çalışmalar yaptım. Bunu yapmayı seviyorum, işin sonunda ne çıkacak merak ediyorum açıkcası. Ailem farklı bir kültürden, coğrafyadan geliyor. 1980’de Afganistan’daki savaş nedeniyle Türkiye’ye göç etmiş bir Türkmen ailenin çocuğuyum. Evimizde her zaman Hintce, Azerice, Farsça, Türkmence şarkılar çalardı. Ahmet Kaya çalardı. Onlarla büyüdüm. Sonra rap’le tanışıp Hollanda’da rap yapmaya başladım. Farklı tarzda şarkılar yapmayı seviyorum. ‘Günah Benim’ sonrası diğer sanatçılar şarkı istemeye başladı benden. Her isteyene şarkı vermedim ama yaptığım şarkının yakışacağını düşündüğüm isimlere verdim; Sibel Can’a ‘Diken mi Gül mü?’yü verip birlikte söyledik, Funda Arar’a ‘Sor’u verdim. Nazan Öncel’in saygı albümünde yer aldım, Şehrazat’ın saygı albümünde de olacağım. Farklı farklı projelere kendi tarzımı taşımayı seviyorum.
‘Rap’in ölüsü bile on tane pop eder’
Türkiye’de rap’in popüler olması konusunda neler düşünüyorsun? Rap’in poplaştığı, pop’un rap’ten beslendiği gerçeğine katılır mısın?
Sonuçta popüler olan her şey poplaşır. Türkiye’deki rap de bu şekilde ama underground’daki gibi de takılamıyorsun. Sonuçta söylediğin laflar, yazdığın sözler aleyhinde kullanılabiliyor, kim ne derse desin hiçbirimiz underground’daki gibi takılamıyoruz artık. Kendini kontrol etmen gerekiyor. Ama ne olursa olsun rap’in ölüsü bile on tane pop eder. Bu arada rap piyasası çok renkli bir piyasa tabii. Onun gidip popa benzeyenini de bulabilirsin. Bu undergrounda da böyle idi. Daha yumuşak, popa kaymış stilde rap yapanlar o zaman da vardı. Şimdi overground olduktan sonra kendi ölçülerinde sert yapanı da var, yumuşak yapanı da var. Ama eskisi gibi rap’in poptan beslendiğine inanmıyorum. Eskiden bir popçuyla düet yapıp, onu çıkış kapısı gibi görme olayı vardı. O yok artık. Rap artık yerini sağlamlaştırdı, özellikle yeni kuşak çok sahip çıkıyor rap’e. Yeni nesil, tüm dijital dinleme platformlarında rap’e sarılmış durumda. Rap’in yükselişi şehir efsanesi de değil yani; ortada rakamlar var, dinlenme-indirme oranları var. Artık bundan sonrasını popçular düşünsün.
Türkiye’de sadece rap piyasasında değil tüm müzik piyasası içinde en iyi ve etkili şarkı sözü yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum. Sen Türkiye müzik piyasasına baktığında şarkı sözlerini nasıl buluyorsun? Neden belli kalıpları aşamıyor insanlar sence?
Teşekkür ederim. Hepsini katmıyorum ama çoğu pop şarkısında sözler maalesef hiç iç açıcı değil. Bir yandan söz yazmak da zor bir şey. Hem belli bir kafiyede hem belli bir anlamda yazacaksın hem de dinleyiciyi etkileyeceksin. Belki de özenmiyorlar yazarken. Bu konuya girince pop sanatçıları bize kızıyor. Pop şarkı sözü yazarları isyan ediyor. “Piyasa bunlara mı kaldı?” diyorlar. Evet bize kaldı. Siz işinizi iyi yapmadığınız için bize kaldı. Hep aynı basit sözler, vuruşlar, nakaratlar… Yıllarca “Elleri kaldır, elleri indir” şarkılar yaptılar.
Hollanda ile bağın var. Orada yaşadın ve yine arada müzik yapmak için gidiyorsun. Hollanda’nın müzik kariyerine etkisi nedir?
Hollanda’da yedi yıl yaşadım, müziğe de orada başladım. Oranın kendine has bir rahatlığı var. Oranın o halini seviyorum. Gittiğimde de öyle çok büyük, ahım şahım stüdyolara gittiğim de yok. Yine bodrum köşelerine ya da dairenin bir bölümüne kurulmuş stüdyolara gidiyorum ama o genel hava, o rahatlık insanı tabii daha farklı üretimlere itiyor. Türkiye’de yaptığım şarkılardan daha farklı şarkılar çıkıyor. Daha eğlenceli, daha hareketli şarkılar yapabiliyorum orada. Türkiye’de daha depresif şarkılar çıkıyor.
Önümüzdeki süreçte planların veya yeni projelerin neler? Albüm hazırlamayı düşünüyor musun? Veya yeni single yayınlayacak mısın?
Albüm mü yoksa single mı konusunda çok emin değilim ama muhtemelen kısa aralıklarla art arda single’lar çıkacak. Birkaç tane rap ağırlıklı parçam var, onları bu yaz çıkarmayı düşünüyorum hızlı hızlı. Kışa doğru da bir albüm olabilir.