İlave TV'den Kocabıyık: Sokağa göre İmamoğlu 250 bin farkla önde

bayulgenminez@gmail.com

MİNEZ BAYÜLGEN

Televizyonculuğun en bilinen formatlarından biri sokak söyleşileridir. Ancak Türkiye’deki baskı ve tehdit iklimi, son yıllarda sokaktaki vatandaşa mikrofon uzatmayı da güç hale getirdi.  

2018’de yayın hayatına başlayan İlave TV ise bu zorlukları aşıyor, sokak söyleşilerine bambaşka bir soluk getiriyor. 

Farklı şehirlerde yaptıkları sokak söyleşilerini video paylaşım sitesi YouTube’da yayınlayan İlave TV’nin videolarını bugünlerde yüz binlerce yurttaş izliyor. 

Kanalın kurucusu Arif Kocabıyık ile İlave TV macerasını ve sokakta yaşadıklarını konuştuk.  

Arif Kocabıyık.

Özellikle “Suriyeli evsiz birini misafir eder misiniz” sorusu yönelttiğin söyleşi tanınılırlığını bütün ülkeye yaydı. Oysa taraflı tarafsız hemen her kanalda bu format var. İlave TV, onların yapamadığı neyi yapıyor? Neden bu kadar popüler oldu?

Biz sorguluyoruz. Vatandaşa “Peki neden” sorusunu soruyoruz. Niye o fikirlere sahip olduklarını deşiyoruz. Onları anlamak için ısrar ediyoruz. İlave TV, tam da bu yüzden halkın sesini duyamadığımız bir medyanın açığını kapatma fikri ile ortaya çıktı.

Hakkında çok fazla bilgi yok. İnsanlar seni birden bire sokak söyleşileriyle gördü. Daha önce ne işle uğraşıyordun? 

Yedi yıl düğün fotoğrafçılığı ve kameramanlık yaptım.

Başarımın sırrı düğün fotoğrafçılığı’

Bugünkü başarın düğün sektöründeki geçmişinden mi geliyor yoksa? 

Kesinlikle evet. Düğün sektöründe de insanlara fotoğraf satıyorsunuz. Bu yüzden müşterinin fotoğrafını çekebilmek için önce bir ikna süreci var. Yani bugün nasıl herkes sokakta röportaj vermek istemiyorsa, fotoğraf için de aynı şey geçerli. Bu yüzden insanlara ilk yaklaşım hayati önemde. 

İnsanları nasıl ikna ederdin fotoğraflarını çekebilmek için? 

Mesela karı-koca bir düğünde dans ediyor ama fotoğraf çektirmek istemiyor. Ben hemen “Abi bu kadar güzel bir çift varken şu makine bir güzellik görsün” diyordum. 30 saniyede basıp masaya götürüyor ve “Şu fotoğrafa bakar mısınız? Dünyanın yedi harikasından biri değil de nedir” diye satıyordum. 

‘Sokaktaki vatandaşa tatlı tatlı yanaşıyorum’ 

Mikrofonu uzatmadan önce ne yapıyorsun peki? 

Düğündekinin bir benzerini… Tatlı tatlı yanaşarak, hal hatır sorarak, onlara klasik bir soru soracağımı söylüyorum. Fotoğrafçılık deneyimim sayesinde vatandaşı ürkütmeden ikna edebilmeyi beceriyorum.

Düğün sektöründen hemen sonra yerel bir gazete çıkarıyorsun. Sonra ne oluyor? 

Divan gazetesi… Yerel bir gazeteydi ve abonelik sistemine dayalıydı. Evimin altında bir ofis de açtık. Zaten iki kişiydik. 12 hafta bastık ama yürümedi, battık. Yakın arkadaşım Mert, sokak röportajları yapmam için çok ısrar ediyordu. Elimizde kamera da, mikrofon da vardı. Öyle başladık işte…

‘İstiklal marşıyla sosyal deney yaptım’

Sokakta ilk sorduğun soru neydi peki? 

O dönem İstiklal Marşı hakkında birtakım polemikler vardı. Ben de bir nevi sosyal deney yaparak işe başladım. Marşın ilk dizesi “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak” dedim ve devamını getirmesi için vatandaşa mikrofonu uzattım. 

Sonuç ne oldu?

Devam ettirenler, ettiremeyenler oldu. Bilenlere bu kez marşın yazarını sordum. Atatürk, Tevfik Fikret, Namık Kemal yanıtı verenler bile oldu.

İkinci çekimde hangi soruyu sordun? 

O dönem ekonomi bakanı olan Berat Albayrak “Ekonomimiz 7.2 büyüdü” açıklaması yapmıştı. Biz de sokağa çıktık, “Ekonomi bakanı ekonomimiz 7.2 büyüdü’ dedi. Sizin de ekonominiz 7.2 büyüdü mü?” sorusunu sorduk. 

Senin ve kanalın İlave TV’nin parladığı, en fazla dikkati çektiğin video hangisiydi?

O sıralar siyasette İYİ Parti ve AK Parti tartışmaları vardı. Yaşlı bir amca mikrofona geldi ve “Harikayız, süperiz” dedi. O anda amcanın arkasını muhalifler sardı. Tabii o bölge CHP’nin yüzde 70 ile kazandığı Muratpaşa’ydı. Amca herkese laf yetiştirmeye çalışıyordu. O sırada yanına birkaç tane daha AK Partili eklendi. Kalabalık bir tartışma grubu oldu.

Bu tartışmayı yönetmekte zorlandın mı? 

Yönetemedik valla. Elimden mikrofonu aldılar, kendi aralarında tartıştılar. Bu video ile adeta patlama yaptık. Türkiye’de trendlere, ilk üçe girdik. 

’31 mart seçiminde sadece üç ilde yanıldık’

İlave TV söyleşileri Antalya’da Kapalıyol Caddesi’nde yapılıyor. Burası her partiden insanın geçtiği bir cadde mi? 

Evet, tam Antalya’nın merkezi. İnsan sirkülasyonun en yoğun olduğu yer. Bu caddeden her partinin mensubu geçer. Bu yüzden burada en doğru sonucu alırsınız. İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi.

Araştırma şirketleri bile her gün sahada değil. Sen ise her gün sokaklardasın. Senin siyasi tespitlerin, tahminlerin tutuyor mu? 

31 Mart seçimleri için il il dolaştık, sonuçlarımızı da duyurduk. Sadece iki, üç ilde yanıldık. Ki onlarda da oy farkı çok yakındı.

Yani tüm Türkiye’yi gezip anket mi yaptınız? 

Evet, 62 şehire gittik. Sokağa çıktık, mikrofon uzattık, “Kime oy vereceksiniz” diye sorduk. 

‘Bizim sokak anketimize göre İmamoğlu 200-300 bin farkla kazanacak’ 

Bir yılı aşkın süredir her gün sokaktasın ve vatandaşla konuşuyorsun. İstanbul seçimleri bitene kadar da İstanbul’da olacaksın. Aynı zamanda anket de yapıyorsun. Şimdiye dek aldığın cevaplara göre 23 Haziran’ın kazananı İmamoğlu mu, Yıldırım mı? 

İmamoğlu’nun 200-300 bin oy farkıyla kazanmasını bekliyorum. 

Dün AKP’nin İstanbul kalelerinden Üsküdar’daydın. AKP’li seçmenin tercihi yine Binali Yıldırım mı?

31 Mart’ta Binali Yıldırım’a vermiş ama şimdi Ekrem İmamoğlu’na oy verecek o kadar çok AK Partili var ki… Şu an İmamoğlu Üsküdar’da önde zaten. İmamoğlu’nun hakkının yendiğini düşünüyorlar. 

Sahadaki gözlemlerinle devam edelim… Son yıllarda vatandaşın en büyük şikayetinin ekonomi olduğu her kesim tarafından kabul ediliyor. Ancak ikinci sıradaki şikayet farklılık gösteriyor. Sahada sen hangi sonuca ulaştın? 

İkinci sıradaki şikayet kesinlikle Suriyeliler. O da birinci şikayet olan ekonominin nedeni olarak gördükleri için ikinci sırada. Vatandaş, “Cebimizde para mı kaldı” diyor ve hemen nedenini ülkemizdeki Suriyelilere bağlıyor. 

‘Her partiden seçmenin ikinci şikayeti Suriyeliler’ 

Bu cevabı her partiliden alıyor musun? 

Her partiliden alıyorum. Öyle ki, biz konuyu nereye çekersek çekelim vatandaş dönüyor dolaşıyor sözü hep Suriyelilere getiriyor. Antalya, ki turizm bölgesi olduğundan Suriyelilerin girişi yasak. Onlar bile ekonominin kötü olmasını Suriyelilere bağlıyor. 

Anket maliyetli bir iş. Sen il il gezip araştırma yapıyorsun.  İlave TV’yi finanse edenler var mı? 

Tamamen kendi imkanlarımızla yapıyoruz bu işi. Hiçbir parti, şahıs, dernek, şirket sponsorumuz değil. Bu işe girerken, hem ben hem de aynı zamanda kameramanım olan eniştemle cebimizden 12 bin lira para koyduk. Kredi kartlarımızın limitleri sıfırlandı. Şu an sizinle İstanbul’da röportaj yapıyoruz. Burada bir takipçimiz sağolsun ofisini açtı da geceleri koltukta yatarak İstanbul’da çalışabiliyoruz. Otelde kalabilecek kadar paramız yok.  

Bildiğim kadarıyla bir işin daha var. Nerede çalışıyorsun?

Akdeniz Üniversitesi’nde güvenlik görevlisiyim. Asgari ücret alıyorum. Eniştem de, eşim de, hatta babam da üniversitede çalışıyoruz. 

İlave TV her geçen gün büyüyor. YouTube’dan gelir elde etmiyor musunuz peki? 

Çok az. Türkiye’de YouTube’un ofisi yok, bu yüzden kazandırmıyor. ABD’de bin izlenmeye 7.5 dolar verilirken, Türkiye’de 0.50 cent veriliyor. Bir milyon izlendiğimde 500 lira alıyorum. 

İlave ismi nereden geliyor? 

Tribünden… 

Nasıl yani?

Ben hasta Antalyasporluyum. Biz tribünde ilaveyi çok konuşuruz. Mesela siz bana bugün ilave oldunuz. Kuyrukta biri öne geçmeye kalkışırsa “İlave olma oğlum” deriz. Ya da çay içmeye çıktık, bende para yok… “Sana ilaveyim” derim. Deplasmana gideceğiz, dördüncü kişiyi arıyoruz… “Bir ilave daha bulalım” deriz.

‘En büyük kaynağım Erdoğan’

Soruların hep politik oluyor. Onları hazırlarken sana en fazla malzeme sağlayan siyasi kim peki? 

Recep Tayyip Erdoğan. Bir de Twitter. Berat Albayrak ve Süleyman Soylu da en büyük kaynaklarım diyebilirim. Tüm gelişmeleri takip ediyorum ama özellikle salı günleri yapılan siyasi partilerin grup toplantılarını dikkatle izliyorum.

Sorularında neye dikkat ediyorsun?

Vatandaşa sorduğumuz soruların kolay, anlaşılır ve güncel olması önemli. Örneğin, Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı olduğunda biz çarşıdaydık. Daha vatandaş bilmiyordu, biz anlattık onlara.

Doğal tepkilerini de böylelikle yakalamış oldun… Çoğunluk ne dedi? 

Yüzde 90’ı, iktidar yanlıları da dahil Kılıçdaroğlu’na saldırıya tepki gösterdi. 

‘Konyasporlular benden nefret ettiği için gözaltına alındım’ 

Kısa bir süre önce bir sokak söyleşisinde “Konyalı bilim insanları havada, suda ve karada gidebilen çomarkopter yaptı” dediğin için gözaltına alındın. Seni kim hedef gösterdi?

Konyasporlular.

Niye?

Video viral olunca Konyasporlular “Vay Konya’ya hakaret ediyor. Şerefsiz!” dediler ve sosyal medyada AK Partilileri, Konya Valiliği’ni ve emniyeti etiketlediler. Hatta Davutoğlu’nu bile. 

Anlayamadım… Konyasporlular neden sana bu kadar yüklendi ki?

Konyalılar benden nefret eder. Benim koyu Antalyasporlu olduğum biliniyor. E, iki takım da birbirine düşman.

‘Konyaspor ve Antalyaspor düşmanlığı ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’le başladı

Niye düşman? 

Yıllar evvel Konya’da, Konyaspor ve Antalyaspor karşılaşması vardı. Günlerden de 10 Kasım’dı. Biz de Antalyaspor taraftarları olarak “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye tezahürat yaptık. Sonra bütün stat bizi ıslıkladı. 

Bu kadar mı? 

Evet, iki takım arasındaki düşmanlık böyle başladı. Ne biz Konya’ya ne de onlar Antalya’ya deplasmana gidebiliyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu izin vermiyor.

Çomarkopter yorumundan ötürü sen ve ailen tehdit aldınız mı?

Hem de nasıl. Akdeniz Ünivesitesi’nde çalıştığımı, telefon numaramı her şeyimi ortaya saçtılar. Eşimin, sekiz yaşındaki kızımın fotoğraflarını paylaşıp, küfürler savurdular. Bir hafta boyunca şu telefonu elime alamadım. Hatta büyük cemaatin sohbetinde benim bu videomdan bahsedildi. Ondan sonra beş bin tane organize tehdit mesajı yağdı. Kan donduracak cinstendi.

‘Tanınmış TV programcıları beni hedefe koydu’ 

Sonra ne oldu?

Sonraki aşamada sabah haberlerinde ve programlarında A Haber spikeri Erkan Tan, Cem Küçük, Hikmet Genç gibi isimler beni hedefe koydu. İki saat sonra hakkımda yakalama kararı çıkarıldı. Adliyeye sevkedildim. Akşam saatlerinde nöbetçi mahkeme adli kontol şartıyla serbest bıraktı. Yurt dışına çıkış yasağım var. 

Neyle suçlandın?

‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘halkı kin ve nefrete teşvik etmek.’ 2008 ve 2012 yıllarında Facebook’ta bazı fotoğrafların altlarına yazdığım yorumlardan da suçlanıyorum. 11 yıl önceki paylaşımlarımı bulmuşlar.

O dönem Erdoğan başbakandı. Cumhurbaşkanına hakaret davası nasıl açıldı ki sana?

Avukatlarımız da aynı şeyi söyledi. Bu kez suçlamayı ‘cumhurbaşkanına hakaret’ten, ‘memura hakaret’e çevirdiler. Neyse ki bundan beraat ettim. Ancak 1 Şubat’ta hakkımda bir daha dava daha açıldı. 

O neden?

Bu kez sokak röportajlarından ötürü ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ile suçlanıyorum. Bana yöneltilenler arasında ayrıca ‘devleti aşağılama’, ‘devlet büyüklerini aşağılama’, ‘halkı kin ve nefrete teşvik’, ‘halkı isyana teşvik’ gibi suçlamalar da var. Duruşma esnasında hakim bana “Fetöcü müsün sen” diye de sordu. 

Niye? 

Hakim, “17-25 Aralık’tan sonra ‘FETÖ’cülerin hepsi hükümete hırsız diyordu. Sen de Facebook yorumlarında hırsız demişsin, oradan aklıma geldi” diye açıkladı. 

Sen nasıl savundun kendini?

“2008’den kalma yorumumu buluyonuz da, FETÖ’den bir soruşturma geçirip geçirmediğimi mi bulamıyonuz” diye çıkıştım. Hakim de “Sen çok sivri dillisin” diye karşılık verdi. 

Asgari ücretle geçiniyorsun, maddi destek almadan İlave TV’yi yürütüyorsun. Avukatlık ücreti için yardım alabildin mi? 

8 bin liralık avukatlık ücretini kredi çekerek ödeyebildim. Gücüm yok ki nasıl ödeyeyim başka… 

‘Sokaktaki vatandaşa cesaret geldi herkes konuşmak istiyor’

Bilindiği kadarıyla 31 Mart seçimlerine kadar vatandaş kameralardan, mikrofonlardan uzak duruyordu. AKP’nin seçim kaybedebileceğinin görülmesiyle şimdi insanlar rahatladı mı? Gözlemlerin nedir? 

İnsanlar çok rahatladı, vatandaşa cesaret geldi. 31 Mart’a kadar olan bütün çekimlerim inanın çok zordu. İkna edebilme becerime rağmen onları konuşturmakta zorluk çekiyordum. Şimdiyse ben hamle yapmadan “Konuşmak istiyorum” diyenler var. Sosyal medyadan sürekli mesaj geliyor. “Bizim şehrimize de gel, konuşacağım ben de” diye yazıyorlar. 

Her yaştan kişiye soru soruyorsun. Yaşça büyük olanlarla gençler arasında ilgi ve bilgi birikimi olarak bir fark var mı?

Yaşça büyük olanların bilgi birikimleri gençlerinkinden çok daha az. Gençler daha bilgili ve ilgili. Bizi en çok yeni seçmenler takip ediyor.

“Türkiye Cumhuriyeti ne zaman kuruldu” sorusu vatandaşa yıllardır sokak söyleşilerinde sorulur. Sen de sordun. Bir kişi düşünmeden doğru cevabı verdi, kimdi o?

Türkmen bir kadındı. Hiç düşünmeden cevabı verdi ve üstüne “Bütün Türklerin bunu bilmesi lazım” dedi. Sonra diğer vatandaşlara döndüm. Bir sürü yanlış cevap geldi. “19 Mayıs” diyen çoktu. Bilen kişi az sayıda da olsa, hiç kimse Türkmen kadın kadar hızlı, tereddüt etmeden cevap veremedi. 

“Suriyeli evsiz birini misafir eder misiniz” diye de bir soru sordun ve herkes “Ederim” cevabını verdi. Sonra da genç bir erkeği işaret ettin, “Bu arkadaşımız Suriyeli, hadi alın” dedin. Genci görünce “Yok alamam” demeye başladılar ve türlü bahaneler sıralandı. Sen insanların bu cevabı vereceğini biliyordun değil mi? 

Biliyordum tabii ki. İnsanımız o kadar riyakar ki… Aynısının genç kadın versiyonunu da yaptık. Bu kez çoğu, genç kadını evine almak istedi. Bunun da böyle olacağını biliyordum.