Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP’nin İstanbul seçimlerine ilişkin yaptığı açıklamayı YSK’ya tehdit olarak yorumlayarak YSK Başkanı Sadi Güven’in buna yanıt vermemesine tepki gösterdi.

Erdoğan MÜSİAD Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada partisinin İstanbul’daki seçimlerin yenilenmesi yönünde yaptığı başvuruyla ilgili sözlerine “Ana muhalefetin birkaç temsilcisi ne diyor? Kime diyorlar? YSK’ya. ‘Kızılay’a çıkamazsın’ diyorlar. Tehdit ediyorlar.
Değerli arkadaşlar, anayasanın 138’inci maddesine göre bu tamamen aykırıdır. Bırakın bu şekilde bir uyarıyı, imada dahi bulunamazsınız der 138’inci madde” diyerek başladı.
Erdoğan sözlerinin devamında YSK Başkanı Sadi Güven’i gündeme getirerek “Ben de burada bir şeye üzülüyorum. Şu anda YSK’nın sayın başkanı kendilerine yapılan bu tehdit karşısında ‘Şu ana kadar niçin acaba yazılı açıklama yapmak suretiyle, siz nasıl olur da bizi tehdit edersiniz’ demiyor” diye konuştu.
Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Vatandaşım bana soruyor bu seçim yenilenmeli. Dünyanın her yerinde yarım puan bir puanla olan yerlerde bile seçimler yenilenmiştir. 1970’lerde buna benzer bir YSK bu tür karar almıştır. Kaldı ki burası bir kasaba değil İstanbul.
İstanbul’da bir oyun var, yolsuzluklar var. Ben bir genel başkan olarak, halkımın oyunun arkasını takip etmek, onun sonucunu kovalamak zorundayım. Ben bugüne kadar konuşmadım, hep sustum. Vurun abalıya dediler vurdular. Ama artık yetti. Burada bir şaibe var, yolsuzluk var, açık ortada. Gidelim millete, ‘Milli irade nasıl bir karar veriyorsa başımız gözümüz’ deriz kabulleniriz.
Bunların verdikleri kararlara eyvallah mı diyelim? Bizim şu anda buradaki gayretimiz sadece YSK’nın bu şaibeyi ortadan kaldıracak milli iradeye bu zemini hazırlamaktır. Ortada bir yolsuzluk var şaibe var. Bu yolsuzluğun ortadan kaldırılması hem YSK’yı aklayacaktır. Hem de milletimizi rahatlatacaktır.
Bizim hayatımız desteğini ve gücünü milletinden almayan güçlerle mücadele ile geçmiştir. Erdoğan’ın hakkı olmayan bir seçimi almaya çalıştığını iddia etmek bize yapılmış en büyük bühtandır.
Başkanvekillerinin odalarının kilitlerinin göbeklerini sökecek kadar iradeye saygısı olamayan bir çalışma var. Ne oldu? Seçimler ilan edildi. Geldiler odalarına yerleştiler. Genel başkanları ‘Hak hukuk adalet’ diyor nerede hak hukuk adalet, istediğiniz şeyler size sunulduğu zaman mı hak hukuk adalet olacak? Tüm belgeler bilgiler kendilerine teslim edildi.
Biz burada artık YSK’nın vereceği kararı bekliyoruz. Bakın bizim burada tehdidimiz yok. Onlar ne kadar ‘Kızılay’a çıkamazsınız’ deseler de biz böyle demiyoruz. Biz adil bir karar adil bir netice bekliyoruz. Biz sadece milli iradenin yerini bulmasını istiyoruz.
Biz milletimizin hakkı hukuku söz konusu olduğunda yedi düvele karşı durmaktan çekinmedik bunların karşında durmaktan çekinelim. CHP’nin gerçek yüzünü milletten saklamaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Yine söylüyorum, bu mesele bir beka meselesidir.
Kandil’den nasıl talimatların verildiğini gördünüz. Daha şimdi bile söylediklerini ‘Kürdistani heyetlerimiz kazandı’ diyor. Söyleyen kim; eş başkanları.. Biz bunu kabul mü edeceğiz. Beka meselesi ortadayken ‘Kürdistani‘ sözlerine sesimizi çıkarmayacak mıyız?
Önünde sonunda büyü bozulacak tekke düşecek kalplerdeki ifşa bulacaktır. Bunların gerçek yüzü ortaya çıktığı zaman milletimiz çevrilen tezgahı da daha iyi görecektir. Aynı çevreler gezi olaylarını milletimize ağaç sevdası diye yutturmaya, PKK’lı teröristleri çiçek çocuk diye yutturmaya çalışmışlardı. “