HALİL İBRAHİM ÇELİMLİ
ibrahim5355@hotmail.com
Alman felsefesi ve sonrasında evrildiği Alman teknolojisinin en temel unsurlarından biri geometridir. Yaşadıkları şehirlerden tutun da icat ettikleri bir yığın teknolojik alet edevatın temeli kusursuz bir geometri anlayışından gelir. Çok düşünüp bir kerede yapma güdüsüyle hareket edip en az hatayla gerçekliğe erdirirler ellerindeki işi. Sonuçta sosyal yaşantılarında da tesadüflere yer yoktur. Yanlış mı? Yaparlar elbette ama o yanlışı bir daha yapmamak için önlem alıp tekrar çeviriler kafalarındaki düşünce çarklarını. Bir Alman, kalem ve küçük bir defterle istediği her şeyi bilgi olarak depolayabilirken, her şey bizim kafamızdadır, bir yığın rakam, isim, bilgi zamanla silinip gider. Bizlerde geometri pek dikkate alınacak şey değildir. Örneğin ecüş bücüş sokaklarımızı gözlerimizle ölçer kafamıza göre mesafe tayini yaparız. Aynı adres sorulan iki farklı kişi için bu 100 metre de olabilir iki kilometre de.
Almanlar istese de fazla yorulmaz

Dünkü maçı açıklayacak en önemli şey rakibi bezdiren disiplinin yanında genlerine işlemiş geometri olsa gerek. Bu turnuvayı geçtim bilebildiğim bütün turnuvalarda Almanlar sahayı doğru bir geometri ile bölüp alan paylaşımının ne demek olduğunu anlatırcasına oynadılar. Günün koşullarına göre yener veya yenilirler ama bu disiplinden zerre ödün vermeden bitirirler maçlarını. Rakipleri topun peşinde koşmaktan sarkık dillerini toplamaya çalışırken onların hiçbiri yanındaki arkadaşından daha çok efor sarfetmez çünkü alanı bellidir ve o oranda koşacağı için istese de fazla yorulmaz. Ayaklarını neyle törpülediklerini bilemem ama fazla estetik olmasa da verdikleri paslar cetvelle çizilmiş yörüngelerde hareket eder.
Oyunun en seküler biçimi
Önemli bir unsur da Panzerlerin herhangi bir kurtarıcıya ihtiyaç duymadan oynamaları. Kahramanları veya iyi gününde olması için dua edecekleri takım üstü oyuncuları yoktur. Bu sebepten giren çıkan oyuncular arasında fark olmadığı gibi her an içlerinden biri gol vuruşu yapabilir. Bir taraf Neymarlardan, Ronaldolardan, Messilerden ilahi bir güç beklerken Almanlar duayla futbol işlerini ayırıp oyunun en seküler biçimini ortaya koyar. Hal böyle olunca oyundan çok epik bir kahraman beklentisi içerisinde olan bizlere çok da cazip gelmeyebilirler. Yüreğimizdeki değil belki ama aklımızdaki oyunun karşılığıdır Almanlar. Futbol kültürümüze yeni katılan kelimelerle açıklayacak olursak: Efektif paslar, rafine hücumlar, alan paylaşımı, blok halinde hareket edebilme, top rakipdeyken daralan, kaptıklarında kusursuz bir şekilde açılan defans/ofans dengesi. Hasılı ne ararsanız var Panzerlerin bizlere sunduğu futbol geometrisinde.
Sambacıları üç kelimeyle özetlersek…
Bu oyun anlayışı her zaman kupa kaldırmayabilir ancak her zaman üst sıralara oynar. “Futbol sonunda Almanların kazandığı bir oyundur” tanımlaması sürekli kupa kaldırdıkları için değil tarihin gördüğü en disiplinli futbolu oynadıkları için söylenmiştir kanımca.
Almanları anlatırken rakipleri Brezilya’yı es geçmeyelim. Uzun uzun yazmaya gerek de yok. Bu turnuva için sambacıları üç kelime ile özetlersek yanılmış olmayız sanırım: Luiz Felipe Scolari