ELÇİN POYRAZLAR*
elcpoy@gmail.com
@elcinpoyrazlar
Bir süre önce iş çevremden biri, yazar olduğumu duyunca şu soruyu sormuştu: “Ne gerek var?”
Soru karşısında afalladığımı, bir süre dalga mı geçiyor diye yüzünü incelediğimi, bu arada da yüzyıllardır cevaplanmaya çalışılan soruya kafamda hızlı yanıtlar aradığımı hatırlıyorum.
Karşımdaki adam aslında sorusuyla şunu kastediyordu: “Kitaplarından geçinmiyorsun, evlisin ve annesin, bırak bu işleri, ne gerek var?”
Bana sorulan sorunun ayrımcı, cinsiyetçi ve zekâ yoksunu tarafı değildi aslen kafamı kurcalayan. Hayır. Bazen aptallık da aydınlanmaya neden olabilir. Beynimdeki çarkları hızlandıran, konunun felsefi yanıydı. Neden yazıyordum ben? Yazmak gerekli miydi? Yazmasam da yaşanır mıydı? Edebiyatın ana konularından biridir bu: Bir yazar neden yazar?
George Orwell 1946’da yazdığı ‘Why I Write’ (Neden Yazıyorum) başlıklı makalesinde bir yazarın yazma nedenlerini dört ana maddede toplar:
1. Düpedüz egoizm: Zeki görünme, hakkında konuşulma ve ölümden sonra hatırlanma arzusu ya da çocukken seni aşağılayan yetişkinlere ya da başka birilerine nispet yapma güdüsü. Orwell yazarlar için bunun en güçlü nedenlerden biri olduğunu söyler. Yazarlarla birlikte bu sınıfa bilim insanları, sanatçılar, politikacılar, avukatlar, askerler ve başarılı iş insanları da giriyor. Yani yetenekli ve kendi hayatını yaşamaya kararlı insanlar.
2. Estetik coşku: Dış dünyadaki güzellik algısı ve sözcükler vasıtasıyla en doğru dizilişi yapma kaygısı. Bir şeyin kaçırılmaması gerektiği hissi ve bir deneyimi başka biriyle paylaşma arzusu. Orwell, yazarların çoğunda bu kaygı az olsa da, tren seferleri broşüründe bile estetik kaygının bulunacağını söylüyor.
3.Tarihi dürtü: Olayları olduğu gibi görme arzusu ve gerçekleri toplayıp gelecek kuşakların faydasına sunma derdi.
4.Siyasi amaçlar: Dünyayı belli bir yöne ittirme, toplumun geleceğini şekillendirmek için belli düşünceleri değiştirme arzusu. Orwell, hiçbir kitabın tam anlamıyla siyasi meyilden muaf olmadığını düşünür.
“Sanatın politikayla hiçbir ilgisi olmadığı görüşü kendi içinde siyasi bir tutumdur” der. Orwell’in maddelerinin hepsine aynı anda yakışan ya da hiçbirine uymayan yazarlar eminim vardır.
Ben ise kendi nedenlerimi belirlemekle yükümlüyüm:
Ben “Yapamazsın” diyenlere karşı yazıyorum. Körü körüne yargılayanlar, infaz edenler, merhametten yoksunlar ve tepeden bakanlara karşı yazıyorum. Bazı şeyler kahrolsun, birileri rahatsız olsun, zeminleri kaysın, konformist çerçeveleri çatlasın, sıkışıp kaldıkları o kokuşmuş balon patlasın diye yazıyorum.
Kendim için yazıyorum. Güzellik için, aşk için, zarafet için, birilerinin elini tutmak, dost olmak, oyun oynamak, yaralarını sarmak, beraber kaçmak, aynı yolda yürümek, yollarımız ayrılsa da uzaktan sevmek, ağaçlar, kediler, deniz ve martılar için yazıyorum. Gece lacivert bir gökyüzüne, Akdeniz’e, çam kokusuna, karadut ağacına, bir çocuğun terli alnına uzanmak için yazıyorum.
Hep didinen, hep koşturan, dertlerini göğüslerine bastıran kadınlar ve onları seven şefkatli erkekler için yazıyorum. Dik başlı, ‘evcilleşmeyen’ isyankâr kızlar ve hayalleri için yazıyorum. Ki onlardır bu toprakların gerçek devrimcileri. Kenara itilmiş, dövülmüş, kalbi kırılmışlar için yazıyorum.
Ölen idealizmi diriltmek, ekonominin kumar, siyasetin mafya oyunları olmadığını göstermek için yazıyorum. Vasatlığın kötülüğünden kurtulmak, kötülüğün sıradanlaşmasını durdurmak, ince şeyleri görmek için yazıyorum. Romantik olduğum için, realist olduğum için ve imkânsızın peşinde olduğum için yazıyorum. Her şeye ve herkese rağmen, sırf inat olsun diye yazıyorum. Yazmak dışında bir seçeneğim kalmadığı için yazıyorum.
* ‘Gazetecinin Ölümü,’ ‘Kara Muska’ ve ‘Mantolu Kadın’ kitaplarının yazarı.