Nagehan Alçı: Atatürk… Kadınlarını eve ait gören maço bir erkekti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Atatürk düşünce olarak kadınların toplumda erkeklerle eşit yeri olmasına yürekten inanan bir siyasi liderdi. Bu yönüyle gerçekten tam bir ilericiydi. Fakat kişisel hayatında kadınlardan bir erkek olarak sürekli hizmet bekleyen ve kadınlarını eve ait gören maço bir erkekti.

Bunu siyasete girmek istediğinde Latife Hanım’a verdiği cevapta da görüyoruz. Şöyle diyor Paşa: “Ben kadınların meclise girmelerinden yanayım. Ama karımın mecliste olmasından yana değilim. Bana rahatı ancak sevgili karım verebilir.” (İsmet Bozdağ’ın Atatürk ve Latife Hanım kitabından)

Fikriye güzel, Latife akıllı, Fikriye eve, Latife dış dünyaya hitap ediyor. Ama bence ikisi de duygusal, ikisi de kırılgan ve ikisi de Mustafa Kemal’i çılgınca kıskanıyor.

Her ne kadar Halide Edib, Mustafa Kemal’in Latife’ye aşık olduğunu ifade etse de, benim inancım bunun aşktan ziyade bir takdir olduğu. İyi eğitimli, özgüvenli ve kendi ayaklarının üzerinde duran örnek kadını buluyor Latife’de. Ama onu güzel bulmuyor. Latife Hanım, kafasındaki “evde rahatı sağlayacak eş” de değil. Fikriye ise hülyalı bakışları ve dalgınlığı ile doğulu kadına atfedilen özelliklere sahip. Öte yandan iyi eğitimli, Mustafa Kemal Paşa’nın üvey babası Ragıp Bey’in kardeşinin kızı. Ama annesi Zübeyde Hanım ve Makbule onu hiçbir zaman kabul etmiyor, Mustafa Kemal’den uzak tutmaya çalışıyorlar. Zübeyde Hanım bu amaçla Fikriye’yi bir Mısırlı ile evlendiriyor ama evlilik sürmüyor. Sonuçta iki kadın da çok acı çekiyor. Biri şüpheli şekilde ölüyor, diğeri ise yaşarken adeta ölüme mahkum oluyor.

Nagehan Alçı’nın yazısı