2010 referandumundan bu yana olanları alalım.
Öyle bir kamuoyu yoklama şirketi gösterin ki, ardı ardına 3 sandık sonucunu önceden bilmiş olsun.
Bırakın 3 seçimi bilmeyi, bir sandık için ardı ardına yaptığı 3 anketin sonuçlarının birbiriyle çelişkili olmayanın sayısı ender…
Özetle, anketlerin toplumsal algı yönetme aracı olup çıktığı süreci yaşıyoruz.
Batılı ülkelerde, bu yönde davranan şirket sahiplerinin hapse girmekten kurtulmadığı dönemde, Türkiye bunlardan kurtulamıyor.
Samimi, bilimsel, uzun yıllardır akademik ahlakından bir nebze taviz vermeyen kamuoyu araştırma şirketlerinin de algısını yerle yeksan eden bu şirketlere karşı bazı adımlar atılmış olsa da yeterli olmadı.
Onlar da yüzleri kızarmadığı için, yaptığı algı çarpıtmasından gelen parayı cebe atıp, görevini yerine getirmiş olmanın aymazlığına sığındı.
Böyle de devam edeceğe benziyor.