Papazla bir ilgisi yok. Büyük cari açık, yüksek bütçe açığı, zıvanadan çıkmış enflasyon, dingili kaymış kur sürdürülemez oldu.
Cari açık ile bütçe açığı birbirini yan gözle süzen “kumalar” gibi bakışıyorlar.
TV’sini iktidarın emrine verip, devlet ihaleleri, özelleştirmeden pay almış çok ünlü işadamı, bankalara olan borcunu ödeme sıkıntısına düştü; “yeniden yapılandırma değil yeniden vadelendirme” diyerek acısını dışa vuruyor.
Çok lüks otomobiller, sevgililer ile övünen inşaatçı işadamı, “gömleğimi ceketimi satarım” deme noktasına geldi.
Büyük holding sahibi patronlar, “sıkıntılı günleri aşabilmek için kaç işçiyi işten çıkartırım…” hesabını yapmaya başladı.
Yüksek durgunluk. Yüksek enflasyon. Yüksek kur (dolar) fiyatı. Açıkça yazayım, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2001 yılında Kemal Derviş’in elinde “şok tedavisi” görmüş Türkiye ekonomisini, 2018 yılında yeniden “şok tedavisine mahkum” duruma getirdi.