Çiğdem Toker: 'Cam kırığı hayatlar' çoğalıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İhtimal bir elinde Şişecam’dan çıkmış bardaktan bir yudum çay içerken; diğeriyle “grev erteleme” kararına imzayı basabiliyor bakanlar. Her şeyden önce “erteleme”; sürekli ertelenen haklara karşı durmanın bir yolu olan grevin, evrensel ruhuna aykırı. “Yasak” dememek için kurgulanmış bir kavram. Diğer yandan erteleme tarihine bakıyorsunuz. Bu dönemdeki pek çok siyasi tasarruf gibi, Cumhurbaşkanı seçimlerine göre ayarlanmış. Gerekçe ise evlere şenlik: Genel sağlık ve milli güvenlik…

Bir dünya markası olan Şişecam işçileri dün grevlerinin ertelenmesine itiraz ettikleri için polis şiddetine maruz kaldı. Seslerini duyurmak için açtıkları Twitter hesapları saldırıya uğradı. Tek isteklerinin emekleriyle sağlanan yüksek kârlardan hak ettikleri payı almak olduğunu söylüyorlardı. Bu vesileyle Şişecam’ın 1 Ocak-31 Mart 2014 tarihlerini içeren üç aylık dönem kârının 131 milyon 941 bin 290 lira olduğunu not düşelim. Bir önceki yılın aynı döneminde ise bu rakamın, 85 milyon 715 bin 433 lira olduğunu.

Kafa kesen IŞİD’i “unsur” sayan hükümetin, dünya markası Şişecam işçilerinin hak talebine “milli güvenliği bozar” dediği bir ülkede yaşıyoruz. Halimiz olsa güleriz de, cam kırığı hayatlar bunca çoğalırken kolay değil.

Çiğdem Toker’in yazısı