Konya Bölge İdare Mahkemesi, çocuklarının zorunlu din dersi almasını istemeyen ailenin talebine olumlu yanıt verdi. Mahkeme kararında, “Din eğitimi kişilerin isteğine bağlıdır” dendi.

Türkiye’de ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bu yönde açılan birçok davadan benzer kararlar çıksa da devlet din dersini zorunlu olmaktan çıkarmış değil.
Sol’dan Ahmet Çınar’ın haberine göre Antalya Döşemealtı’nda Yukarıkaraman Perge Rotary Ortaokulu altıncı sınıf öğrencisinin ebeveynleri Özlem ve Baykurt Olgeç, çocuklarının din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulmasını istedi. Aile, bunun için milli eğitim müdürlüğüne bir dilekçe yazarak başvuruda bulundu. Ancak Olgeç çiftinin talebi 17 Nisan 2017 tarihli ve 61820240-100-E.5262113 sayılı işlemle reddedildi.
Taleplerinin reddedilmesi üzerine Olgeç çifti konuyu mahkemeye taşıdı.
Konya Bölge İdare Mahkemesi, ailenin isteğini değerlendirip karara bağladı. Buna göre Türkiye’de okutulan dersin ‘din kültürü’ değil, yalnızca ‘din dersi’ olduğu belirtilerek “Din dersi de kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır, muafiyet talebinin reddi hukuka uygun değildir” dedi.
‘İnançlara saygı gösterilmesini sağlayamıyor’
Mahkemenin kararında şöyle dendi:
“Anayasa’nın 24üncü maddesine göre din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu öğretimin anayasanın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak, bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerekmektedir. Öğretimde uygulanan müfredatın belirli bir din anlayışını esas alması durumunda, bunun ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ dersi olarak kabul edilemeyeceği ve ‘din eğitimi’ halini alacağı açıktır.
Din dersleriyle ilgili tarafsızlık ve çoğulculuk koşullarının yerine getirilmemesi ve ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmesini sağlayacak uygun bir yöntem sunulmaması nedenleriyle, sistemin yetersiz olmasından ötürü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda T.C. Anayasası’nın 24’üncü maddesinde hiç bir ayrım yapılamadan tüm vatandaşlar için din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olduğunun belirtilmesine, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ olmasına rağmen, bu dersin içerik olarak ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olması karşısında, davacıların çocuğunun din eğitiminden muaf tutulması yolunda yapılan başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden istinaf konusu mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.”