OZAN KURU*
Seçim sürecinde kamuoyunu temsil eden elimizdeki en sistematik ve bilimsel sayısal veri olan anketler haberlerde sıkça paylaşılıyor. Anket şirketlerinin ve partilerin yaptırdığı anketlere göre sonuçlar oldukça tutarsız, herkes kendisinin kazanacağına dair elinde anket bilgisi olduğunu belirtiyor.
Örneğin, AKP’nin yaptırdığı ankete göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oy oranı yüzde 54-56 bandında iken, SONAR ise bu oranın yüzde 42 olduğunu açıklamıştı. Anketlerdeki bu tarz büyük farkı nasıl açıklayacağız? Vatandaş hangi sayıyı dikkate almalı?
Bu noktada anketlerin kamuoyu algısındaki yerinin ve sağlıklı şekilde medyada haberleştirilmelerinin işlevsel ve sembolik önemi büyük.
Neden anketlere ilgi gösteriyoruz?

Uzun yıllardır sosyal psikoloji çalışmalarının gösterdiği gibi, insanların çevresindekilerin ne düşündüğü hakkındaki algıları onların kendi inançları ve tercihlerine etkisi büyük. Bu siyasi konular için de geçerli. Örneğin 15 Temmuz darbe girişimi gecesindeki psikolojiyi hatırlayalım. Eğer sosyal medya, televizyon kanalları, haber siteleri ve camilerden yapılan anonslardan toplumun ne düşündüğü (artık Türkiye’nin darbe istemediği) herkese sağlıklı şekilde aktarılamasaydı, insanlar cesaretlenip dışarı çıkmazdı ve darbe başarılı olurdu. Biraz daha geriye gidersek, Gezi protestolarında sosyal medya ve birbirine vurulan tencere tabak seslerinin sağladığı toplumsal iletişim bu protestonun büyümesinde ve örgütlenmesinde etkili olmuştu.
Dolayısıyla siyasi konu ve olaylarda toplumun ne kadarının bir kişi veya düşünceyi desteklediği yönündeki sorular insanların siyasi algılarının ve beklentilerinin şekillenmesinde çok önem kazanıyor.
Kim ne kadar oy alacak? Protestoya kaç kişi katılmış? Kaç imza toplanmış? Kaç kişi greve katılıyor? Ankette kim önde? Toplumun yüzde kaçı şu veya bu politikayı ne derecede destekliyor? Sosyal medyada ‘Tamam’ veya ‘Devam’ etiketleri ne kadar çok paylaşılmış?
Anketler de insanların siyasi bilgilerini, görüşlerini, beklentilerini ve davranışlarını etkileyebilmektedir. Her ne kadar akademik araştırmalarda anketlerin seçmenlerin tercihlerine etkisine dair seçimlerin sonucunu değiştirecek derecede güçlü ve tutarlı bir ‘kanıt’ bulunmamış olsa da vatandaşlar ve siyasiler anketlerle, sosyal bilimler için ölçme ve değerlendirmesi zor olan çeşitli yollarla etkileşime girebilir.
Anketlerin haberleştirilmeleri süreci: Şeffaflık ve açıklayıcı gazeteciliğin önemi

Gerek seçim sonucu tahmini için olsun gerekse sağlık, eğitim, ekonomi, dış politika gibi alanlarda yeni yöneticilerden halkın hangi sorunlara nasıl çözümler getirmesini beklediğini iletmesi açısından olsun, anketler elimizdeki en güvenilir bilimsel bilgiyi sunmakta. Anketler bu anlamda, bilimsel örnekleme yöntemleriyle sistematik şekilde yapıldıkları sürece halkın siyasi adaylar ve konularda kimi ve neyi desteklediğini anlamamızda elimizdeki en güçlü sayısal bilgi.
Nitekim her anket bilimsel değildir ve sunulan sonuçların bilimsel güvenirliliği anketten ankete farklılık gösterir. Birçok şirketin ve bir sürü anketin bulunduğu bir pazarda bazı anketlerin iyi bazılarının düşük kalitede olması diğer ülkelerde de olan bir durum. Bu noktada çeşitli siyasi partilerin anketlerinin ve şirketler tarafından yapılan bilimsel metodu zayıf anketlerin seçmen davranışını etkilemek için medya ile paylaşılması da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Diğer yandan bilimsel yolla yapılan anketler bile, sonuçta tüm bilimsel metotlar gibi, çeşitli genel problemlerle karşı karşıya, mesela insanların cevaplarını gizlemeleri, anketlere katılım oranlarının düşmesi gibi, örnekleme metodu gibi. Dolayısıyla, ister siyasal bir amaçla yapılan stratejik anket olsun ister bilimsel anket olsun, anketlerin yapılış sürecine dair bilimsel ve istatistiki detayların kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Çünkü, anketlerin sağladığı sonuçların güvenilirliği bilimsel ve kabul gören standartlara sahip metotlarla yapılmış olmalarına bağlı.
Türkiye’de gelişen ve çeşitlenen siyasal anket sektörü ve medyası olmasına rağmen, şu anki seçim sürecinde de anket sonuçlarının paylaşılmasında ve haberleştirilmesinde – yani iletişiminde – önemli sorunlarla karşı karşıyayız.
İlk sorun ne kadar anket yapıldığına dair kamuoyunda açık net bir bilgi kaynağının olmaması. Çoğu siyasi parti anket şirketlerine kendilerine özel anket yaptırıyor ama medyayla hepsini paylaşmıyor. Siyasi eğilimi güçlü olan medya kanalları da aynı şekilde sadece sonuçlarını beğendikleri anketleri paylaşma eğiliminde. Vatandaşlar, siyasilerin ve medyanın bazen anketleri seçici bir şekilde paylaştıkları hakkında daha iyi bilinçlendirilmeli.
Daha büyük sorun ise siyasi partiler ve anket şirketlerince açıklanan anket sonuçlarının bilimsel detayları şeffaflıktan uzak bir şekilde medya ve kamuoyu ile yeterince ve düzenli olarak paylaşılmaması.
Anketin uygulandığı vatandaşlar nasıl seçilmiş? Bilimsel rastgele örnekleme metotları uygulanmış mı?
Anket ne zaman uygulanmış? Ankete kişiler telefonla mı adrese göre mi yoksa internette mi seçilmiş?
Ankete kaç kişi cevap vermiş? Temas kurulan insan sayısıyla cevap veren insan sayısı arasındaki oran nedir?
Ankette sorular tam olarak nasıl sorulmuş? Hangi cevap seçenekleri verilmiş? Kelime seçimleri net ve objektif mi yoksa yönlendirici bir durum var mı?
Anket sonuçlarının hepsi açıklanmış mı?
Verilen anket sonuçlarının istatistiki hata payları nelerdir? Sonuçlar doğru şekilde aktarılmış mı?
Sonuçların hesaplanmasında ne gibi istatistiki analizler yapılmış? Seçmen demografisine ve rastgele örnekleme metotları prensiplerine göre ağırlıklama hesapları nasıl yapılmış? Kararsız şeklindeki cevaplar analizde nasıl değerlendirilmiş?
Bu detaylar anket haberlerinde düzenli olarak bulunmalıdır. Anket detaylarının paylaşılması diğer birçok uzmanın ve akademisyenin sonuçları tartışmalarına ve dolayısıyla kamuoyunu daha sağlıklı şekilde bilgilendirmelerine yardımcı olacaktır.
Tabii ki kısa vadede anketlerin bilimsel detaylarının haberlerde paylaşılması bu konuda bilgisi veya çok ilgisi olmayan vatandaşlar için çok yararlı olmayabilir. Fakat uzun vadede atılacak adımlarla vatandaşların da anket sonuçlarını daha bilinçli şekilde değerlendirmelerini sağlayacak çok yönlü adımlar atılmalı.

Anketlerin bilimsel detaylarının paylaşılması haber okuyan, izleyen veya dinleyen vatandaşların kendilerine sunulan bilginin güvenilirliğini sorgulamaya yönelik ilgisini arttıracaktır. Halkın ilgisinin özellikle seçim dönemlerinde yüksek olduğu anket sonuçlarına yönelik eleştirel ilgi ve düşüncenin geliştirilmesi, devletin sağladığı enflasyon ve işsizlik oranları gibi diğer önemli istatistiklerin de halk nezdinde daha eleştirel şekilde ele alınmasına destek olacaktır.
Anket detayları genel okuyucunun anlayabileceği basitlikte bilimsel terimlerin az kullanıldığı şekilde verilmeli. Daha detaylı bilgilerin bulunduğu anket şirketlerinin web sitelerine link verilebilir, okuyucular yönlendirilebilir.
Sadece bilgiyi sağlamak yetmez, açıklamak da gerekir. Özellikle internet ortamındaki haberlerde, bazı bilimsel terim ve kavramlar basit şekilde bilgi kutucuklarında ve okuyucuyla daha fazla etkileşime giren grafiklerle açıklanmalı.
Gazeteciler anketin güvenirliğini ve kalitesini değerlendirmesi için analist, anketçi ve akademisyen gibi uzmanların görüşlerine haberlerinde yer vermeli. Televizyonda anketlerin incelendiği analiz ve tartışma programlarında hem anket şirketlerinden kişiler hem bağımsız akademisyenler arasından uzmanlar bulunmalı ve anket kalitesine de odaklanılmalı.
Haberlerde diğer anket sonuçları ve eğer varsa çeşitli internet sitelerinde paylaşılan anket ortalamaları da okuyucularla paylaşılarak sonuçlar arasında karşılaştırma yapılması anketlerin eleştirel şekilde ele alınmasını da arttıracaktır. Anket ortalamaları, birden çok anketin şeffaf şekilde paylaşıldığı Amerika gibi ülkelerde, eldeki bütün anketlerin genel olarak hangi sonuca işaret ettiğini göstermesi açısından daha güvenilir bir istatistik. Fakat anketlerin bilimsel detaylarının düzenli şekilde paylaşılmadığı bir ortamda anket ortalamaları da pek işe yaramaz. Eğer ortalamaya dahil edilen anketlerin bilimselliğinde sistematik bir sorun varsa onların ortalaması da bize yanıltıcı sonuçlar sunacaktır.
Uzun vadede ilk önce üniversitelerden başlanarak anket okur-yazarlığı, sadece araştırma metotları derslerinde değil, ilgili sosyal ve siyasi bilimler derslerine dahil bir modül-ünite olarak öğrencilere sunulmalı.
Anketlerin uzun süredir çok önemli bir role sahip olduğu Amerika’da, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin ortaya koyduğu Şeffaflık İnisiyatifi ile Profesyonel Araştırma ve Etik Kuralları gibi girişimleri anket şirketleri için önemli bir kalite standardı teşkil etmekte. Ülkemizde de Türkiye Araştırmacılar Derneği gibi mesleki örgütler siyasi anketlerin paylaşımında şeffaflık hareketini teşvik edici adımlarını hızlandırılabilir ve bu sureci kamuoyu nezdine daha çok taşıyabilir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşların gazeteciler için yayınladığı kılavuzlarında vatandaşların medya okur-yazarlığına odaklanan kısımlara anketler hakkında bilgilendirici maddeler eklenebilir.
Şeffaflık ve açıklayıcı gazetecilik Türkiye’de daha sağlıklı bir kamuoyu iletişimi ve algısına katkı sağlayacaktır. Uzun vadede, şeffaflık, halka istatistiksel bilgi sunan anket şirketlerinin, siyasilerin ve medyanın halk nezdinde hesap verebilirliğini ve sorumluluğunu arttıracaktır. Bu hesap verebilirlik durumu diğer uzmanların verileri incelemesi açısından işlevseldir. Anketlerde şeffaflık aynı zamanda en nihai anket olan seçimlerin kendisine gösterilen titizliğin sembolik tezahürüdür. Seçimlerde devletin sağladığı oy güvenliği, şeffaflık ve medyanın yerine getirdiği doğru haberleştirme görevinin önemi gibi, anketlerin şeffaflaştırıldığı bilgi ortamında da vatandaşların medyaya ve devlete olan güveni ve şartlar ne olursa olsun demokrasiye inancı ve katılımı artacaktır.
* Michigan Üniversitesi’nde siyasal iletişim ve kamuoyu araştırmaları üzerine doktorasını tamamlayan Ozan Kuru, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nde ‘Anketlerin İtibarsızlaştırılmasını İnceleme ve Güvenilirlik Algısı Komitesi’nde üye olarak çalışıyor.