Joachim Löw: What can I do sometimes?

Ekrem EkiciEKREM EKİCİ

ekrem.ekici@gmail.com

Almanya – Gana maçı bu Dünya Kupası’nın yeni bir büyük sürprizine sahne olmak üzereydi ki kelimenin tam anlamıyla bir turnuva avcısı olan ceza sahası kurdu Miroslaw Klose, Almanya’yı kan kusturan bir dinamizme sahip Gana’nın elinden alarak büyük bir sürprize engel oldu.

Sürpriz diyorsak, bunun nedeni skor tabelasının beklentilerin çoğunlukla skor tabelasına ve isimlere endeksli olması. Yoksa Gana’nın bu turnuvada öyle ya da böyle bir yerlere geleceği ya da kolay lokma olmayacağı daha bir önceki Dünya Kupası’ndan belliydi. Bir önceki turnuvada Gana yine Almanya ile aynı gruptaydı, dolayısıyla Boateng kardeşler yine karşı karşıyaydı ve yine, maçı 1-0 kaybetse de, Almanlar’a kök söktürerek gruptan çıkmayı başarmış ve 2’inci turda dönemin gözde ekiplerinden Uruguay’a başa baş geçen, kemik sesleri eşliğindeki bir mücadelenin ardından penaltılarla kaybetmişlerdi.

tag-reuters-9

 

‘Dur bişey deniycem

Dün rakip yine Almanya’ydı. Portekiz’i dümdüz eden ITT Schaub-Lorenz vahşi makinesinin Gana’nın üzerine de kabus gibi çökmesi bekleniyordu. Fakat öyle olmadı. Bunun bir nedeni Gana’nın boğucu fizik kondisyonu ve nefes aldırmayan tam saha presi idiyse, bir nedeni de Joachim Löw’ün acayiplikleri oldu. Lahm’ı orta sahada, sağ bek ya da stoperden başka bir pozisyonda oynamayan Höwedes’i sol bekte, Bastian Schweinsteiger’i de kenarda turşu niyetine kullanan Löw, durup dururken ‘dur bişey deniycem’ diyen sivri zekalı arkadaşla PES (Pro Evolution Soccer) oynama hissiyatı yaratıyordu.

Nitekim hem oyuncuların yerlerini yadırgaması, hem de Gana’nın durmak bilmez koşusu ve arzusu ilk yarıyı boğucu bir yağmur öncesi sıkıntısına dönüştürmüştü. Gana, Almanya’nın pozisyon bulmasına, kendi sahasına yerleşmesine bir türlü izin vermiyor, Ayew ve Gyan ile de kontra kovalıyordu.

tag-reuters-8

(Yürüyüp gidemediler)

İkinci yarıda bir şeyler olacağı belliydi derken, 51’de Almanya yakaladı ve yakalamışken affetmedi: Götze’nin sol alt köşeye temiz kafa vuruşuyla Almanya golü buluyordu. İlginç olan bir şey de Götze’nin gol sevinciydi. Ellerini iki yana açarak bir nevi “Oh be” diyen Götze’nin yüzünden “Artık buradan yürür, gideriz” ifadesi okunuyordu. Fakat Gana üç dakika sonra Ayew ile şoka sokuyordu Bundesrepublik’i. Bu golün de gazıyla Gana sazı eline aldı ve neredeyse 15 dakika Almanya’ya top oynatmadı. Öyle ki, yakaladıkları kontrada sağdan ok gibi fırlayan Asamoah Gyan 63’te Gana’yı öne geçirdi ve Löw efendinin aklı ancak o zaman başına geldi. Basti (Schweinsteiger) ve Klose’yi oyuna almayı akıl eden Löw, oyuna girdikten 2 dakika sonra, 71’de, Klose’nin klasik ceza sahası kurtluğunu konuşturması sayesinde günü kurtarıyordu.

tag-reuters-7

 

O saatten sonra bütün coşkusu, hırsı ve konsantrasyonu düşen Gana’nın bir gol daha yememesinin de nadiren yüzünü gösteren futbolun adalet tanrıçasının beklenmedik bir hediyesi olduğunu söyleyelim. Çünkü 75’ten sonra tamamen düşen orta sahalar sayesinde iki takım da top bir o kalede bir bu kalede oynamaya başlamıştı ki, Gana’nın hayal kırıklığı üçe iki yakaladıkları kontraatakta düşmeyi becerdikleri ofsayttan okunuyordu.

Avrupalılar yorgun

Tüm bunlara rağmen, bu Dünya Kupası’nda gördüğümüz kadarıyla, Avrupalı takımlarda gözle görülür bir yorgunluk söz konusu. Bunun ilk örneğini İspanya’da gördük. İspanya’nın durumunda belirleyici olan, tarihi hezimete uğradıkları Hollanda maçı değil (ki o maçın anlam ve önemi çok başkaydı – Hollanda ya intikam ya ölüm yeminiyle çıkmıştı), Şili karşısında ezilmeleriydi. Keza İtalya da kendilerinden daha yorgun ve ne oynadığını bilmez halde olan İngiltere karşısında değil, dinamik ve arzulu Kosta Rika karşısında dökülmüştü.

tag-reuters-6

 

Dün de Almanya her ne kadar makine olarak bilinseler de, bir periyodik bakımdan geçmeleri gerektiğini dünya aleme göstermiş oldu. Avrupa’da futbolun gelmiş olduğu hali anlamak açısından bu Dünya Kupası çok önemli ve öğretici. Yarış atından farklı muamele görmeyen oyuncular, her ne kadar karakterlerini ortaya koysalar da, patlamanın eşiğinde olduklarını gösteriyorlar.

Dolayısıyla bunun nereye kadar gideceğini ve nerede patlayacağını önümüzdeki 2’inci tur maçları gösterecek. Belki de şimdiye kadar yaşanan sürprizler henüz hiçbir şey. Avrupa’nın kaderi Fransa gibi, Hollanda gibi hiç şans verilmeyen ülkelerin eline kalabilir. Eğer Latin Amerika izin verirse.

tag-reuters-11