Bunlar Ortadoğu politikalarını İsrail’in korunması ve büyümesi üzerine kurmaya başladılar. Kürdistan projesi ve Türkiye’ye yaklaşımlar da bu çerçevede ele alınmaya başlandı. (Projeyi Pentagon’daki odasında gördüğüm kişi İsrail/ABD çifte vatandaşı bir neo-con’du.)
Bu grup devletin politikalarına yeniden yön verirken, tabanda da Evanjelikler devletin ideolojisine damga vurmaya başladılar.
Trump’ın yönetime gelmesinin biraz öncesine gelirsek, esas amaçları İsrail’in çıkarlarını savunmak olan neo-con’cuların kurduğu “Foundation for Defense of Democracies” (FDD) vakfı, tabandan aldığı güç ve içinde bulunan güçlü insanlarıyla Washington’u ele geçirmeye başladı.
FDD’nin yükselişi, aynı zamanda Amerikan derin devletinin içinde de bir savaş çıkardı. Eski geleneksel derin devletin unsurları, bu “savaşçı” ya da “şahin” tanımlı kişilerin derin devlet mekanizmalarını ele geçirmelerine direnmeye çalıştı, ama başaramadılar ve Trump’ın da Başkan seçilmesiyle FDD hâkimiyetini garantiledi.
Gina Haspel’in CIA Başkanlığı’na, Mike Pompeo’nun da Dışişleri Bakanlığı’na atanacağının açıklandığı gün Beyaz Saray’ın çok yakınındaki FDD merkezinde kutlama partisi vardı.