Ziraat Bankası genel kurulunu seçim sonrasına bırakarak, hem Doğan Grubu’nun Demirören’e devri sırasında yine hükümet talimatıyla sağlandığı söylenen krediyi “görünmez” kıldı, denetimden kaçtı.
Bunlara ek olarak da genel kurulun ertelendiği süre zarfında da şeffaf olmayan operasyonların daha kolay yapılmasına zemin hazırlanmış oldu.
Nitekim, kuruldu kurulalı sermayesi Hazine’ye ait olan Ziraat Bankası hisselerinin, tüm zamanların en imtiyazlı şirketi olarak kurgulanan Başbakan’a bağlı TVF’ye devredildiğini geçenlerde yazdık.
Dolayısıyla genel kurulu ertelenmiş, dolayısıyla denetim raporları okunmamış, tartışılmamış, dahası kamu sermayesi özel bir şirkete devredilmiş Ziraat Bankası’nın “stok eritme” göreviyle yaptığı/yapacağı işlemler, bankacılık teamülleri açısından belirsiz bir döneme girecektir.
Bitirirken, Ziraat Bankası’nın 2016 yılı Sayıştay denetim raporunda, banka nezdinde yüzlerce milyon TL riski bulunan birkaç şirket hakkında, belli işlemler yapılması için zaten önemli “tavsiyeler” yer aldığını not düşelim.
Başından T.C’yi atsa, Hazine payını Varlık Fonu’na devretse de Ziraat Bankası, AKP’nin arka cebi olamaz, olmamalı.