Hem Kuzey Irak petrolünü isteyeceğiz, hem de Musul’da olmayacağız. Hem ihracatı patlatacağız, hem de Ortadoğu’dan kaçacağız. Hem enerji yollarının merkezinde olacağız, hem de bölgeye dönüp bakmayacağız. Hem Kürt sorununu çözmek iradesi koyacağız, hem de Hakkari’den aşağıda işimiz olmayacak.
Hepsini birden isteyeceğiz, hiçbiri için parmağımızı oynatmayacağız! Çaba sarf etmeden, risk almadan, yorulmadan, üstümüz başımız kirlenmeden diplomasi yapacağız.
Bilelim ki böyle bir dünya yok.
Hem 76 milyonu zenginleştireceğiz, hem de eski ittifaklarla yetineceğiz öyle mi? ABD, Fransa, İngiltere, İsrail sessizce gelip hasadı toplayacak biz ise “adımız çıkmasın” diye bakınıp yutkunacağız…
Hayır, bu risk alınacak, bu bedel ödenecek, o coğrafyada alan genişletilecek. Musul’da konsolosluğunuz yoksa, Kuzey Irak’ta esameniz okunmaz. Musul’da konsolosluğumuz olmasaydı kimse rehin alınmayacaktı. Ama Kuzey Irak’ta da işimiz olmayacak, Kürt meselesinde bakınıp duracaktık.
İsteyen bu yolu tercih etsin. O yoldan eski, fakir, hukuksuz, umutsuz Türkiye’ye de kestirme bir yol vardır.
Dar kafalı korkak, ürkek dış siyasetle gideceğimiz yer 2 bin 500 dolar milli gelirdir ki oradaydık zaten. 5,10 ve 20 yıl sonrasının Türkiyesi için yapılan yatırımı anlamak zorundayız.
Bugün eleştirilenler, hatta hakarete uğrayanlar ülkenin geleceğine sermaye bırakıyor. Saldırıya uğradıkça da kolayı seçip yoldan dönmüyorlar. Yarın bu ülkeye bir siyasal nüfuz ve telafisiz bir ekonomik imkan sağlayacak yolu yapıyorlar.