Siyasi İslam’ın yıllardır her türlü mezhepçiliğinin bir lağıma dönüştürdüğü Irak ile üç yıldır her türlü musibetin taşındığı Suriye’de manzara ortada. Vaktiyle dış politikada allanıp pullanıp sunulan ‘stratejik derinlik’ şimdiden tarihe ‘stratejik rezillik’ olup geçti bile! Şimdi tek umabileceğimiz ahmakça hayallerle girişilen bu maceranın sonucunda, terör eylemleri ülkemizi vurmaması…
Bilin ki Türkiye’de bunları koruyup kollayan zihniyet ‘Türk tipi İhvanizm’dir, yani Osmanlı özentisi bir hayalperestlik ile şark kurnazlığı karışımı eklektik, akıllara ziyan bir zihniyet. Irak’ta da bunun karşısında Amerikan işgaliyle düğmesine basılmış rövanşist Şii mezhepçiliği vardır. Yarattıkları canavarları sevimli göstermek isteyenlerin Musul vakasını ‘Sünni isyanı’ diye pazarlayabilmesinin temelinde de iliklerine kemiklerine işlemiş bu mezhepçiliğin ‘siyasi kullanım değeri’ yatar. Zira her tür mezhepçilik düşmanını ziyadesiyle yaratıyor bu topraklarda…
Biz kendi suçlarımızdan nasıl arınacağız onu düşünelim kara kara!.. Zira her ülke bir parça da ‘hak ettiği’ gibi yönetiliyor. Yalan, dolan, talan sadece sınırlarımızda da kalmadı, ‘stratejik rezilliğe’ dayanan dış politikamız sayesinde Suriye ve Irak’ta ölen onbinlerce garibanın kanı da elimizde… Hiç kaçacak yerimiz yok! AKP’yi iktidara getiren, bu tehlikeli dış politikayı uygulamasına göz yuman, takiyyelerine kanan asıl biziz! İşte bu yüzden yarın öbür gün bu katillerin orada burada intihar eylemleri düzenlemesiyle karşı karşıya kalırsak, bu da vebalimiz olacak.