Türkiye’nin İdlib’e dönük stratejik ilgisinde, bulunacak bir çözümde Türkiye’deki mültecilerin buraya gönderilmesi kadar, buradan gelebilecek yeni bir göç dalgasının engellenmesinin de önemli bir yer tuttuğu tahmin edilebilir.
İdlib, Suriye’deki iç savaşın girilen son evresinde muhalefetin çekildiği en geniş bölge olma özelliği taşıyor. Suriye’deki iç savaşın nasıl bir finalle kapanacağı ve bu çerçevede Suriye’ye nasıl bir siyasi çözüm bulunacağı sorusunun yanıtı, önemli ölçüde muhalefetin son kalelerinden en büyüğü İdlib’de ne olacağı ile yakından ilişkili.
Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Crisis Group) İdlib’le ilgili olarak hazırladığı son rapora göre bu bölgede toplam 2 milyon 650 bin insan yaşıyor ve bu topluluğun yaklaşık yarısı ülke içinde yerlerinden edilmiş Suriyeliler. Ayrıca, muhalefet cephesinde iç savaşta bir hayli tecrübe kazanmış on binlerce silahlı militan yine bu bölgede bulunuyor.
Raporda altı çizilen endişe verici bir ihtimal, Suriye rejiminin İdlib bölgesine doğru sert bir saldırıya kalkışması ve bunun Türkiye’nin sınırlarına doğru yönelecek büyük bir insani göç felaketini tetiklemesidir.
Uluslararası Kriz Grubu, bu çerçevede Rusya’ya, Beşar Esad rejimini böyle bir saldırıdan vazgeçirmesi yolunda çağrıda bulunuyor.
Ayrıca, TSK’nın sınır çizgisine bitişik gözlem noktalarında bulunmasının, muhtemel bir en kötü durum senaryosunda ciddi riskler yaratacağı da göz ardı edilemez.