CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, ortak bir bildiri yayınlayarak, CHP’nin 3 Şubat’ta yapılacak 36’ncı olağan kurultayının kadrolarda değişim için fırsat olduğunu dile getirerek yönetim organlarının seçimine genel merkez ve belediyelerin müdahale etmemesi çağrısında bulundu.
Meclis’i boykot dahil bir dizi aktif eylemin gündeme alınması istenen bildiride, genel merkez politikalarına da ciddi eleştiriler yöneltildi.

‘Kurultay başkan seçimine indirgenmemeli’
İki milletvekilinin ortak kaleme aldığı bildiride kurultayın iktidar yürüyüşü için gereken ideolojik, kurumsal ve örgütsel değişimin gerçekleştirilmesi için çok önemli bir fırsat olduğu dile getirildi. Kurultayın genel başkan seçimine indirgenmemesi gerektiği vurgulanan bildiride “Kurultay, ülkenin sorunlarına dair partinin net bir siyasi çizgi ve tavır geliştirmesi için fikirlerin tartışıldığı bir zemine dönüştürülmeli” önerisi yapıldı.
‘Atatürk devrimleriyle bütünleşen siyaset’
”Atatürk devrimleriyle, evrensel sosyal demokrat değerleri günümüz için bütünleştiren yeni bir devrimci siyaseti var etmek görevimiz” diyen iki milletvekili genel merkezin geçmiş politikalarıyla ilgili şu eleştiriyi getirdi: “Ülkemizde son dönemde olağanüstü koşulların derinleştiği her kritik dönemeçte muhalefetin tavrı, koşulların ağırlaşmasının önüne geçemedi. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday belirlenmesi süreci, savaş tezkerelerine ilişkin geliştirilen tutum, dokunulmazlıkların kaldırılması sürecindeki tavır, Yenikapı mitingine ilişkin tutum, 16 Nisan referandumu gecesi gayrimeşru sonuç karşısında tepkisiz kalınması ve benzeri örneklerde tekrar tekrar yaşadığımız gibi bu “siyasetsizleşme”süreci kalıcı bir politik çizgi ve yönetim tarzı haline getirildi.”
‘Blok değil çarşaf liste’
Bildiride özetle partiye dört madde halinde öneriler sıralandı. Bu öneriler satır başlarıyla şöyle:
– OHAL rejimi sona erene, asgari demokratik bir ortama geçilene kadar ve adil, güvenli bir seçim ortamı sağlanana dek, Meclis’te aktif boykot, Meclis çalışmalarından çekilme ve benzeri demokratik araçlar parti kurullarında ciddi şekilde değerlendirilmeli.
– Partimiz siyasal İslam ve neoliberalizme cepheden karşı çıkmaktan çekinmemeli CHP’nin kuracağı siyaset, AKP’nin dayattığı siyaseti toplumun iradesi sanan ve bu duruma uymak için kendisini değiştiren, kendi kimliğine yabancılaşan değil; kendisi olarak, mevcut düzeni değiştirmek iddiasında olmalı.
– AKP’nin tanımladığı biçimiyle ‘muhafazakar hassasiyetler’, ‘güvenlik’, ‘millilik’, ‘konjonktür’ gibi gerekçelerle ihmal edilmemeli. Örneğin Kürt meselesinde, halkı, salt güvenlikçi baskı politikalarıyla terör arasına sıkıştırmayı reddeden, demokratik siyaset alanını genişleterek kalıcı toplumsal barışı sağlamakta kararlı sosyal demokrat bir çözüm çerçevesi ortaya konulmalı. Bu doğrultuda, Cumhuriyet devriminin temel ilkeleri ve sosyal demokrasinin evrensel değerleri olan; laiklik, özgürlük, demokrasi, eşitlik ve barış, kararlılıkla ve tavizsiz savunulmalı.
– AKP faşizmi karşısında direnen toplumsal muhalefetin bütün ilerici unsurlarını siyasete ve partimize taşıyacak siyasi katılım mekanizmaları, meclisler/forumlar gibi yatay örgütlenme biçimleri kullanılmalı. Bu siyasi dönüşüm ve örgütlenmenin gereği olarak, parti adına kararlar parti kurullarında alınmalı, bu kurulların seçimleri demokratik biçimde yapılmalı. Belediyelerin ve genel merkezin örgüt seçimlerine açıktan/örtülü müdahalesi olmamalı, partinin kadroları blok değil çarşaf liste yöntemiyle belirlenmeli.
Bildirinin sonunda, “Yönetim organlarımızın, tarif ettiğimiz doğrultuda oluşması için tüm partililerimizi beraber olmaya çağırıyoruz” dendi.