Doğrusu işin teknik yönünde Gülencilerin literatüre katkısını kimse inkar edemez! Ama sırf bu benzerlikten hareketle yüreğimizi ferahlatmamız da bir miktar rahatsız edici olmalı.
Çünkü ‘FETÖ ile mücadele’ başlığı altında yapılanlarla baktığımızda, iplerin elden kaçabildiğini, manipülatif ve ideolojik temizlik harekatı mantığının bu dönemde de birçok kez galebe çaldığını görüyoruz. ‘Casus üretme’, her eylemi bir terör örgütlenmesi ile ilişkili hale getirme, medya üzerinden manipülasyon, yabancı ülkeleri ideolojik suçlama, resmi makamların kamuoyu önünde sorumluluktan kaçarak hamasete sığınması, istihbaratın yargının önüne geçmesi ‘bizde’ de pek eksik sayılmaz.
Bir zamanlar en azından laik kesimde Türkiye İran veya Malezya olacak gibi abuk korkular söz konusuydu. Şimdi bizzat muhafazakar kesimin tedirginlik duyması lazım… Çünkü belki de giderek Mısır’la benzeşiyoruz..