Meclis’te dün siyasi parti gruplarını izledikten sonra kendimi 20 yıl öncesi dönemde yaşıyormuş hissettim.
Belgeler üzerinde iyi çalışıldığı açıktı, sadece ABD Doları elektronik fon transferi belgesi (swift) ile yetinilmeyip banka makbuzlarını da koydu.
Erdoğan’ın avukatları da Kılıçdaroğlu’nun iddiasının yalan ve belgelerin sahte olduğunu ileri sürdü.
Bir anda kendimi 1995’tekine benzer ortamda buldum.
O dönem de DYP Lideri Başbakan Tansu Çiller ile anamuhalefet ANAP Lideri Mesut Yılmaz arasında yine mal varlığı üzerinden benzer siyaset yürüyordu.
Şunu baştan söyleyeyim ‘mal siyaseti’ üzerinden yapılan tartışmalar kamuoyunda siyasi etki yapmaktan hep uzak kaldı.
Nitekim benzer tartışmalar geçmişte de yaşandı ve sonuçta kamuoyundaki algısı bunun ötesine geçmedi.
Eğer kaynağı belli olmayan bir para varsa ve kamu kaynaklarından elde edilmişse de onu hiçbir zaman affetmedi, sonucunu ağır ödetti.