Haldun Dormen: Hükümet sanatı yok sayıyor, ben de hükümeti!

 

NARİN DEMİRCİ

86 yaşında usta bir tiyatro sanatçısı o. Ortaokul yıllarında çıktığı sahneden hiç inmedi, inmeyi de düşünmüyor. “Sahnede ölmek değil ölene kadar sahne olmak istiyorum” diyor. Asla tiyatroya bir meslek gibi, yapılması gereken bir iş gibi bakmıyor. Bir yaşam tarzı ona göre tiyatro….

Başarısının sırrını da buna bağlıyor Haldun Dormen. Bir de babasına tabii ki. Çok şanslı bir insan olduğunu dile getiriyor bu konuda. “1950’li yıllara rağmen çok uygar bir adamdı. Babama minnettarım” diyerek, başarısında babasının büyük paya sahip olduğunu ifade ediyor.

haldun dormen
@zaferalgoz

“Yap ama en iyisi olmaya söz ver”

Tiyatrocu olmak istediğini babasına söylediğinde hiç ters tepki almamış Haldun Dormen. Aksine, “Tamam ama bir şartım var. Yap ama en iyisi olmaya söz ver” demiş. Tiyatroda en iyi olma sözünü çocuk yaşlarda ilk babasına vermiş. Ve şimdilerde diyor ki, “Tiyatrocu olmak için önce karar vermek lazım. Olmak ya da olmak. Başka seçenek yok.”

Dormen ne demek?

Doğu Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun oynadığı ve Kıbrıslı Tiyatrocu İlke Susuzlu’nun yönettiği ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’ oyununu izlemek için Kuzey Kıbrıs’a gelen Dormen, Gündem Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Dormen soyisminin anlamını sorduğumuzda tebessüm ederek, “Hiçbir anlamı yok” diyor sanatçı. Dormen’lerin önceki soy ismi ‘Önder’miş. O yılları hatırlamıyormuş Haldun Dormen. Ancak Dormen’e geçiş serüvenini şöyle anlatıyor, “Önder soyadı babama çok hırslı ve iddialı gelmiş onun için. Bir de Amerika’ya, İngiltere’ye iş yaptığı için… Ben daha sonra sordum ‘dormen ne demek’ dedim. ‘Çinli bir kumandanın ismiymiş’ dedi. Uydurdu. Verecek cevap bulamadı. Yoksa özel bir manası yok.”

Tiyatro her ülkede genellikle aynı

Tiyatro eğitimini Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) alan ve tiyatro eğitmenliği de yapan usta oyuncu, tiyatro konusunda alaylı-mektepli ayrımı yapmıyor. Ona göre bu iş yetenek işi. Kabiliyet meselesi. “Öyle bir ayrım yapacak olsaydık Münir Özkul’u Adile Naşit’i Metin Serezli’yi nereye koyacaktık?” diyor ve böyle bir ayrıma gitmediğini söylüyor. Yurtdışında hem eğitim hem de sahne alan sanatçı hangi ülke olursa olsun tiyatronun hep aynı olduğunu ifade ediyor. Tiyatronun ülkeler arasındaki farkına ilişkin olarak da “Türkiye ile diğer ülkelerin tiyatro sanatı açısından ciddi bir farklı yok. Genellikle hep aynı” diye konuşuyor.

Sahnede söyleyeceklerini unutunca

Sinemadan diziye, diziden tiyatroya her alanda aktörlük yapan Dormen, oyunculuk için kategori ayrımı yapmıyor. Ancak, tiyatro oyunculuğunu da özel bir yere koymadan edemiyor. Dormen “Oyunculuk oyunculuktur. Bir rolü bir karakteri yaratmaktır. Tabi içlerinde en önemli olan tiyatro oyunculuğudur. Çünkü hem sesinizi, hem vücutunuzu, hem de aklınızı kullanmak zorundasınız” diyor.

Zorluklarına rağmen usta tiyatrocu Dormen’in, oyun oynadığı esnada çok zorlandığı olmuş muydu acaba? Ya da zorlandığı zaman hatasını nasıl telafi ediyordu? Bir sahne anısını anlatıyor. “Bu tip olaylar birkaç defa olmuştu. Hollowood’da olmuştu. Sahnede lafı tamamen unuttum. Orada suflör de vardı. Suflörden tarafa gideceğime tamamen aksi tarafa gittim. Tabi çok gençtim o zamanlar. Sonra hallettik bir şekilde ama nasıl hallettik hatırlamıyorum” diyor hafif tebessümle. Biraz da mizahi bir üslupla devam ediyor, “Tabi ben baygınlık geçirdim ‘eyvah mahvolduk’ diye. Hatırlamıyorum nasıl hallettik ama halletik bir şekilde. Birşeyler oluyor ama halledebiliyorsunuz.”

@yutik77
@yutik77

“Önümdeki eşyaya tekme atıp geçiyorum”

Oldukça stresli ve zor bir iş tiyatro oyunculuğu. Peki usta tiyatrocu Dormen bunu nasıl aşıyordu? Eline bir bardak sıcak çay alıp, bir köşeye çekilerek mi kendini terapi ediyordu yoksa yeşil doğanın içinde bir ağacın sessiz gölgesinde mi huzur buluyordu?

Dormen’in kendini terapi etme yöntemi epey farklı. “Önümdeki eşyaya tekme atıp geçiyorum” diyor sanatçı kahkaha atarak. “Hatta öyle bir hikayem var” diyerek devam ediyor anlatmaya. “Hisseli Harikalar Kumpanyası’nı yapıyorduk. Kadıköy’de oynuyorlar. Ben de Kadıköy’deydim. Gidip bir bakayım dedim bir şey değiştirmişler mi? Baktım bir sürü insan bir sürü şey değiştirmiş kendine göre, bir şeyler eklemiş. Benim geldiğimi bilmiyorlar tabi, şaşırdılar. Çağırdım hepsini. Adile Naşit de başta. Bağırdım çağırdım, hırsımı alamadım. Önümde bir çöp sepeti vardı. Tekme attım, çıktım. Sonra gazeteci ‘Neden çöp sepetine tekme attınız’ diye sordu bana. ‘Eee ne yapayım? Adile Naşit’e mi tekme atayım?’ dedim.”

Türk tiyatrosuna Dormen’in kattıkları

Eski eşi Betül Mardin’in,  “Türk tiyatrosunu Haldun kurtarır diye inandım” sözünü hatırlatıyoruz sanatçıya. Böyle bir amacı olup olmadığını şöyle anlatıyor Dormen: “Türk tiyatrosunu kurtarmak gibi bir amacım olmadı. Ben doğru tiyatro yapmak istedim. Birtakım şeyleri düzeltmek istedim tiyatroda. Onu da becerdim galiba. Suflörü kaldırdım. Modern oyunlarda dekorun, kostümün gerektiği gibi yapılmasını sağladım. Selam diye bir şey yoktu. Bir sürü şeyi düzeltmeye çalıştım. Düzelttim de.”

“Dormen Tiyatrosu’nun kapandığına memnun oldum”

Bu kadar tiyatroya gönül vermesine rağmen açtığı Dormen Tiyatrosu’nun kapanmasına seviniyor Haldun Dormen. “Kapandığına memnun oldum” diyor. Bu sevincinin sebebini sorduğumuzda “Çünkü yoruldum” diyor. Hangi oyun seçilecek? Tutacak mı tutmayacak mı? gibi soruları artık düşünmek istemediğini söylüyor.

Ayrıca maddi konularla ilgilenmekten de hiç hoşlanmıyormuş sanatçı. Diyor ki, “Benim parasal işlerle alakam olmadığı için vergi borcu falan düşünmek istemiyorum. Şimdi çok daha rahat çalışıyorum. Çok yere yetişebiliyorum. Diyarbakır’da, İzmit’de, Mersin’de oyun sahneye koyabiliyorum. Dormen tiyatrosu olsaydı bunları yapamazdım.”

Hükümeti yok sayıyor

Türkiye hükümetinin devlet tiyatrolarını kapatma isteğinin sebebine ilişkin değerlendirme yapmasını istediğimiz sanatçı, “Hükümetin tiyatrolara olan politikalarını değerlendirmiyorum” diye konuşuyor. “Yaptıkları doğru şeyler var ama çok kötü şeyler de var. Tiyatroyu önemsemiyorlar. Onlar için önemli değil. Bunlar Batılı saçmalıklar gibi geliyor hükümete. Türkiye’yi uygar, medeni ülke yapan şeyler bunlar. Atatürk’ün yapmak istediği, Muhsin Bey’in (Muhsin Ertuğrul) yapmak istediği, benim üzerinde çalıştığım şey hep bu. Türkiye uygar bir ülke. Tiyatromuz da var, operamız da var, balemiz de var. Ama bunları yok sayıyorlar. Onun için ben de onları yok sayıyorum” diyor.

Haldun Dormen, geçmiş yıllarda tiyatro sanatçısı Levent Kırca ve Hamdi Alkan’ın televizyonda yaptığı siyasi tiplemelerin artık yapılmaması hakkındaysa hükümeti suçlamıyor. Bu tarz siyasi tiplemeleri kanalların kendisinin kabul etmediğini söylüyor ve “Kanallar kabul etmeyince hükümetin sansürü gibi oluyor. Bazı şeyler hükümete varmadan sansürleniyor. Ve hükümetin üzerine kalıyor” diyor.

Not: Bu söyleşi ilk olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerince hazırlanan Gündem gatesinde yayınlanmıştır.