Avukatların tutuklanmasına sessiz kalmakla suçlanan Feyzioğlu: Kaygılıyız

 

Avukatların tutuklanmasına sessiz kalmakla suçlanan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, “Kolay tutuklamalardan kaygılıyız” dedi.

Fotoğraf: DHA

Denizli Barosu’ndaki toplantıda konuşan Feyzioğlu, kendilerinin tutuklamanın istisna olması görüşünü savunduklarını söyledi.

“En son çare olarak başvurulmasıdır. Tutuklamaların Türkiye’de bu kadar kolay gerçekleşmesini kaygıyla izliyoruz” diyen Feyzioğlu, bazı kesimlerin TBB’nin tutuklamalara ilgi göstermediği yönünde ‘söylemlerin pompalandığını’ ifade etti.

Kendilerinin bu tutuklamalarla yakından ilgilendiklerini aktaran Feyzioğlu, şunları söyledi: “Bu yalanı ortaya atanlar kötüdür ve kötü niyetlidir. Amaçları da iyi niyetli, tertemiz insanları ve konu hakkında fazla fikir sahibi olmayan meslektaşlarımızı kandırmaktır. Biz anbean ilgileniyoruz. Bize saldıranların kafalarının arkasındaki sebep, bizim Atatürkçü, cumhuriyetçi, üniter ve milli devletçi duruşumuzdur. Atatürk’ü, milli devleti, üniter devleti, cumhuriyetin kuruluş felsefelerini içine sindirmemiş ama şimdilik kaydıyla, ‘Yararlanalım da biraz daha insanları kandıralım’ diyenler, ucuz senaryoların, taktiklerin içindedir. Bizden her zaman rahatsız olmuştur bu kişiler.”

Feyzioğlu şöyle devam etti: “Herkes için adil yargılama ve adalet istiyoruz. Tutuklamanın bir istisnai tedbir olarak ve sağlam delillerle uygulanmasını istiyoruz. Bu çerçevede de bu kişilerle ilgili mutlaka incelenmesi gereken delillerin güvenilir, sağlam, tarafsız gözlerle incelemesini arzu ediyoruz. Tutuklanmış olmalarından mutluluk duymam mümkün değil. Şu aşamada herkes için ve elbetteki bu kişiler için de adil yargılanma talebinin ötesinde benden kimse bir başka hareket beklemesin.”

Hakim ihraçları

Feyzioğlu, Gülen cemaati mensuplarının hakim yapıldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “15 Temmuz öncesinden daha mı kötü durumdayız, hayır. 15 Temmuz öncesinde de çok sayıda kabul edilemez sayıda Gülen cemaatine biat etmiş, boyun eğmiş ve onun emrine girmiş hakimimiz maalesef vardı. Bu nasıl olur? Devleti teslim ederseniz, olur. Bu hakimlerin tasfiye yönetimine ilişkin bizim tabii ki tereddütümüz var. Ciddi bir soruşturma sürecinden sonra tasfiye edilmiş olmalarını ve bu kişilerin yargıya başvurabilmelerini, adalete erişim haklarının olmasını tercih ederdik ki; daha güvenilir olsun. Ama çok büyük bir sayının ‘Gülenci sıfatıyla’, bağlılığıyla yargının içerisine girdiği malum. Biz bu mahkemeleri gördük. Biz, bu mahkemelerle karşı karşıya kaldık. Duvara çarptık bu mahkemelerde. Yani Ergenekon, Oda TV, Casusluk, Balyoz kumpasını ve daha nice her ilde bunların yansımalarını gördük. Çeşitli illerde kendilerinden olmayan iş insanlarının batırmak için polis ve savcıyla, hakimle nasıl işbirliği yapıp, nasıl raporlar tutulduğunu, baskınlara gidildiğini, insanların sahte delillerle ellerinden mal, mülk ve hayatlarının nasıl alındığını gördük.”