Alışık değilim. Ben buralarda yaşarken Türkiye ”yükselen değer”, ”en sevgili ABD müttefiki” olarak yere göğe konmazdı. 90’lı yıllarda ”hem laik, hem Müslüman”, 2000’lerde ise ”ılımlı İslam” ve ” reformcu Müslüman demokrat” etiketleri, memleketin iştahla büyüyen ekonomisiyle de birleşince, Türkiye’yle ilgili sürekli olumlu hava pompalanırdı.
Şimdi ise tam bir hayal kırıklığı. Türkiye artık demokrasiyi yakalamış bir Müslüman ülke değil, tam tersine demokraside “çuvallamış” bir örnek olarak görülüyor. Yusuf Yerkel fotosu burada çok konuşulmuş. Algı böyle olunca da insanların ilgisi dağılmış. Başarı öyküsünden bir hayal kırıklığına giden yol, sanıldığından daha hızlı kat edilmiş. Gezi eylemlerine yönelik genel bir sempati var Batı kamuoyunda. Sıradan Amerikalının kafasında; Gezi, baskıcı bir rejime karşı isyan dalgası olarak algılanıyor. Erdoğan’ın dili ve söylemleri ise, sevenlerine bir anlam ifade edebilir ancak İngilizceye çevrildiğinde Batılıları şaşkınlığa uğratıyor.
Bütün bunları fark eden Ak Parti, çareyi ha babam Amerika’ya danışman, milletvekili, gazeteci, yandaş yollamakta bulmuş. Ancak gelenler, mevcut resmi daha da pekiştiren konuşmalar yapmış. İktidarın imajında bir gıdım düzelme yok. Çünkü o mantık, buraların mantığıyla örtüşmez.