İstanbul Okmeydanı’nda bir grup şiddet yanlısı, polis aracına molotof atıyor. Araç bir anda yanmaya başlıyor. Aracın içindeki polis, araçtan dışarı fırlayarak yanmaktan son anda kurtuluyor.
İşte bu görüntüyü yorumluyor Başbakan. Diyor ki: “Molotof falan atıyorlar polise… Bizim polis de nasıl sabırlı… Şaşıyorum.”
Madenciliğin fıtratında risk olduğunu söyleyen Başbakan, polisliğin fıtratındaki riski görmüyor. Madenciye “sabır” tavsiye ederken polisin sabrına şaşıyor. Üstelik polisin şaşılacak kadar sabırlı davrandığı falan da yok. Çekmiş silahını, basmış tetiğe… Ve bir kişiyi kafasından vurarak öldürmüş. Üstelik öldürdüğü adam eylemci de değil.
Kahvede oturan vatandaş, “Polis yine sabırlı abi! Ben olsam alayını tarardım bunların” falan diyebilir. Ama Başbakan diyemez. Çünkü Başbakan… “Polis nasıl sabırlı davranıyor anlamıyorum” dediği anda… Polisin kafasında şu tür şimşekler çakar: “Oğlum biz manyak mıyız, ne diye sabırlı davranıyoruz ki, çekip vuralım şunları, temizleyelim, Başbakan arkamızda.”
Böylece… “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu” en ilkel biçimiyle yeniden yazılır. Sokaklar kan gölüne döner.