BURAK KILIÇ
Beşiktaş-Konyaspor finali sonrası ülke olarak şok içindeyiz. Kim bu holiganlar, kendini bilmezler? Nereden çıktılar? Ülke bu kadar zor bir dönemden geçerken sahnelenen bu tablonun sorumluları kim? Provokatif, terörist bir avuç hadsize kim dur diyecek? Hayret içindeyiz, hayret. Kimse mesuller bir an evvel bulunmalılar.
Üst paragrafta bolca riya bulunmakta. Dileyen buyursun yesin. Biz tokuz. Biz o ‘terörist’lerin kim olduğunu biliyoruz. O terör örgütünün adı halk.
Hem de nasıl bir halk
Televizyonun başından kalkmayan, mobilyasını bile boş kutunun duracağı yere göre alan. Tüm fikrini, fikirden yoksunların sözlerinden edinen, yere tüküren, sıraya giremeyen, ‘karı kız’a laf atıp, “Bacımdır anamdır” diyen, işten kaytaran, başkasının işini yaftalayan, anadilini yazıp okuyamadan milliyetçilik taslayan, sokağa çıktığında soluk gibi içine çektiğin halk.
Hiç ben değilim deme. Hepimiz varız bunun içinde. Biziz, her sakallıya IŞİD’li, her etekliye or*spu diyen. Her Galatasaraylı ‘FETÖ’cü’, her Beşiktaşlı ‘yalaka’, her Fenerli ‘şikeci’, her Amedli ‘terörist.’ Ağzımızda sakıza dönen kalıplarımızla birbirimize tükürüp duruyoruz.
Sahaya inen adam sensin. Elinde bıçak olan, otobüste akbil istediğin biri, tribünden şişe atan sıra arkadaşın. Riyasızlık kurtaracak bizi, dürüstlükle yıkanacağız. Abdestimiz bozuk. Önce oradan başlayacağız.
Tribün sokağın kaldırımıdır
Sokakta ne var? Cihatçısı, Kemalisti, komünisti, liberali. Tribünde de var. Maganda var tribünde de. Anne de. BMW’ye binen adam var ya! O adam 7 bin liralık koltukta numaralı altta oturuyor. Esnaf kale arkası üstte. Locada ağalar beyler. Sokakta ne varsa statta da o var. Yabancılayınca reytingi güzel ama bizim içimiz almıyor öyle tirajı. Bu ne ilkti ne son olacak.
Sokağın kaldırımından başlayacak değişim. ‘OHAL’lerin bi yere inecek! Toplum bir rahatlayacak. Televizyonun başından kalkacaksın. İki kitap okuyup dinlemeyi, anlamayı öğreneceksin. Saygının, yalnızca otobüste yaşlıya yer vermek olmadığını din gibi ezberleyeceksin. Çöpçüyü bile liyakatle seçip ‘adalet’in içini dolduracaksın. O zaman bak bakalım sahaya atlayana, kim gidiyor arkasından. Sokağı değiştirmeden; bırak değişimi halka gık diyemeden, meseleyi ‘futbol’un üzerine yıkmak ‘riya’nın bile yüzünü kızartır.
Rum Lefter’in evi
1955’te A Milli futbolcu Lefter Küçükandonyadis’in evine ‘Vurun gavura’ diye saldırıldı (Özür bile dilenmedi).
1967’de Kayserispor-Sivasspor maçında 43 kişi öldü. Haber Sivas’a gelince şehirdeki Kayserililerin evleri, işyerleri yakıldı, yağmalandı.
1969’da Kırıkkale-Tarsus İdman Yurdu maçında taraftarlar arasındaki silahlı kavgada 10 kişi öldü, 102 kişi yaralandı.
1993’te Kocaelispor-Ankaragücü maçında bir taraftar silahla öldürüldü.
Galatasaray-Leeds United maçından önce iki İngiliz taraftarı İstanbul’da öldürüldü.
2004’te Beşiktaş taraftarı tribünde bıçaklandı.
Mühendis Oktay’lar, Burak Yıldırım’lar öldürüldü. Takım otobüsleri, futbolcuların arabaları kurşunlandı.
Bunlar olurken biz hep buradaydık. Başka biri yapmadı bunu. Çünkü, şiddet bizim en kısa yolumuz.
Elbette bu sadece bizde böyle değil. Yunanistan’ı, Sırp’ı, Hırvat’ı, Cezayirlisi hepsinde böyle. Sadece Akdeniz coğrafyası değil, İngiliz’i de Rus’u da Kolombiyalısı da aynı. Ama bunda ikna olacak bir şey yok. Kapımızın önü çöp yığını.
Teşhis belli, çözüm belli. Az dürüstlük, cesaret ve sabırla tribün de düzelir sokak da. Yeter ki niyet olsun.
Passo ‘rezil’lik

Bunca şey olurken kahraman kredi kartı Passolig’i es geçmek ayıp olur. 6222 müzeye kalktı zaten. Olay çıktıkça ziyaretine gidiyoruz. E peki Passolig? Hani kağıt bilet yoktu? Hani herkesin kaydı vardı, Bir tane gözaltı yok. Hani 500 kamerayla tüm olayları çekiyorduk? Hani kuş uçmaz kervan geçmezdi? Pankartla öldürülen birini duymadım ama bıçakla pekala bir insanı öldürebilirsin.
Öyle İsviçre çakısı da değil ha! Kerli ferli, fişek gibi kelebek sokmuş babam!
E sormazlar mı adama:
– O bıçak Beşiktaş tribününden gelse, Beşiktaş’ın ne Çarşı’sı, ne solcusu, ne komünist uşaklığı, ne de katilliği kalırdı. Yanlış mı?
– Beşiktaşlıların yolda döner bıçağı, palası yakalanabiliyor ki elbette el konacak, peki Konyalılar kelebeği etli ekmekte mi soktu içeri?
– Koca camiaya ‘PKK dışarı’ diye bağırınca siyasi olmayan tepki İzmir Marşı’ndan sonra nasıl PFDK kapısına bilendiriliyor. Siyaset babanızın malı mı?
-Gezi’de Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde “Erdoğan olmasaydı stadı bitiremezdik” cümlesinde siyaset yok ama ‘başkomutan’ pankartı sorulunca nasıl ‘siyasi’ olabiliyor?
Ya dürüstçe, riyasız yüzleşeceğiz kendimizle ya boğulup gideceğiz. Başka yolu yok.
Not: Yazıya heves olan E.Nida Dinçtürk’e sevgi, Tunca Öğreten’e hasretle.