Erdoğan'ın gördüğü Adalet Yürüyüşü: O kalabalık da ortada, topladıkları 170 bin kişi

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘terör’ yakıştırması yaptığı Adalet Yürüyüşü’ne çok ortalama 500-1500 kişinin katıldığını öne sürüp, Adalet Mitingi’ne katılımın da 170 bin kişi olduğunu söyledi.

Ekran görüntüsü: BBC Türkçe

BBC’nin HARDtalk programından Zainab Badawi’ye konuşan Erdoğan, kaç kişinin katıldığıyla ilgili tartışmaların olduğu Adalet Mitingi’nin çok da büyük bir kalabalık toplayamadığını savundu. Daha önce İstanbul Valiliği’nin verdiği tartışmalı 175 bin kişi sayısını yineleyen Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi ben size özellikle bir şey söyleyeyim; bu tamamıyla sözde bir adalet yürüyüşüdür. Ve bu sözde adalet yürüyüşünün ortalaması bellidir. Bunun ortalaması bazen 500 olmuş, bazen 1000 olmuş, bazen 1500 olmuş bu kadar. Bakın bütün bunların bu yürüyüş esnasında hükümetimiz her türlü güvenlik önlemini sağladı. Bu güvenlik içinde bu yürüyüşü yaptılar. Ve gelip de en son topladıkları mitingdeki kalabalık nedir? O kalabalık da ortada. Bakın toplam, İstanbul dışında otobüslerle gelenlerle birlikte topladıkları 170 bin kişi.”

Kendilerinin daha önce 2 milyon kişi topladığını söyleyip, “Aramızdaki fark budur” diyen Erdoğan, CHP’yi PKK’yla birlikte hareket etmekle suçladı.

Fotoğraf: Reuters

Erdoğan, darbe girişiminin ardından oluşan birlik duygusunun CHP’de olmadığını savunup, “Şimdi hiçbir zaman bu ana muhalefet, Cumhuriyet Halk Partisi zihniyeti ve onlarla beraber hareket edenler, PKK terör örgütü, bunlar hep beraber hareket ettiler. Bunlar hiçbir zaman bir birlik ruhunda bütünleşmemişlerdir. Bunlar her zaman ayrılıkçı olmuşlardır. Ve ana muhalefet, şu anda terör örgütü ile birlikte hareket etmiştir. Ve aşırı uçlar beraber hareket etmişlerdir. Dolayısıyla bunların böyle bir birlik ruhunda bulunması da bundan sonra zaten söz konusu olmayacaktır. Asıl demokratik mücadeleyi de şu anda iktidar partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi, Parlamento’da gayet açık ne şekilde ortaya koymaktadır” diye konuştu.

‘Devlet beslemek zorunda değil’

Erdoğan, darbe girişiminin ardından mesleklerinden ihraç edilenlerin nasıl hayatta kalacağını sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Böyle bir yaklaşım olabilir mi ya? Bir insanın özlük hakları varsa, özlük hakları kendisi için geçerli ise bu haklar kendisine verilir. Bu özlük haklarını kaybettiyse ne yapar; gider özel sektörde çalışır, devlette çalışmaz. Yani devlet herkesi, sonuna kadar herhalde bakmak, beslemek zorunda değildir. Bunlar çünkü bir terör örgütünün mensuplarıdır. Terör örgütünün mensupları olanları devlet niye beslesin? Benim 250 vatandaşım öldürülmüş. 2193 vatandaşım yaralı. Bunların yarasını acaba kim saracak? 250 şehidimi kim geri getirecek? Bunları niye konuşmuyoruz? Bunları konuşalım.”

Kadri Gürsel gazeteci değilmiş

Erdoğan’ın aynı görüşmeden tutuklu gazetecilerle ilgili söyledikleri daha önce yayınlanmıştı. Erdoğan 150 tutuklu gazeteci olduğunu reddedip, soruyu soran Badawi’ye de şöyle çıkışmıştı: “Bakın şu anda siz benden daha fazla konuşuyorsunuz. Asıl özgürlük sizde. Siz bana özgürlük tanımıyorsunuz. Benimle böyle bir söyleşi yapıyorsunuz ama bana özgürlük tanımıyorsunuz. Ve gazetecilikten dolayı içeride olan yok. Bunu çok açık görmemiz lazım. Şu anda Türkiye’de bu kadar muhalif gazeteciler, işte bu yürüyüşü yapma esnasında bütün yazılanlar çizilenler, her türlü hakaretler hepsi ortada. Şu anda içeride olanların gazetecilik sıfatı yok. Bunlar ya terör örgütüyle beraber hareket etmişlerdir, ya silah bulundurmaktan içeri girmişlerdir. Ya da birçok yerlerde bankamatikleri kırmışlar, buraları soymuşlardır. Ama ceplerinde bir sarı basın kartı değil, gazeteci kartı vardır. Bununla beraber de kendilerinin gazeteci olduğunu iddia etmişlerdir. Ve şu anda da sizin ifade ettiğiniz şekilde 170 tane gazeteci falan içeride yok. Bunların hepsi yalan. Böyle bir şey söz konusu değil. Bunların defaatle açıklamalarını yaptık ve şu anda gerçek manada gazeteci sıfatıyla içeride iki kişi var. Bunun dışında böyle bir şey söz konusu değil. Bu yalanlarla da dünyayı kandırmayalım.”

Erdoğan’dan BBC muhabirine azar: Benden özgürsün, bana özgürlük tanımıyorsun