Bugün cesetler üzerinden siyaset… Yarın tabutlar üzerinden siyaset… Öteki gün ölüler üzerinden siyaset… Siyaset… Siyaset… Siyaset… Sanki başka hiçbir değerimiz, bizi motive edecek hiçbir özelliğimiz yok… Yoksa gerçekten yok mu başka değerlerimiz, motivasyonumuz?
Deli miyiz biz? Siyasetten başka bir şey düşünemeyen, obsesif kompalsif hastalar mıyız? Birbirimizle uğraşmak, her gelişmeyi aklımızı onunla bozduğumuz siyasetin ucuz merceğinden değerlendirmek ve illâ birbirimizin gözünü oymaya çalışmak mıdır bütün derdimiz?
Her şey bizlerin siyasi amaçlarımız için kullanılası birer araç mıdır? Yakınlarının durumunu öğrenmek için çırpınan, kayıplarının cenazesini teslim almayı sessizce bekleşen yaralı insanları tahrik etmeye çalışmak… Sokaklara dökülüp “Hükümet istifa” diye bağırarak bütün dikkatini yara sarmak için kullanması gereken yetkililerin dikkatini dağıtmak…
Hangi akla hizmettir bunlar?
Yüzlerce insanın hayatına mal olan bir olayın çıkış sebebini elbette hepimiz merak ediyoruz. Yaşanan neden yaşanmıştır, ihmal veya kasıt var mıdır, suçlu kim veya kimlerdir? Bu soruların cevaplarını almak için hepimiz seferber olacağız ve cezalandırmaya yol açacak bir durum söz konusuysa onun yerine getirilmesini de zorlayacağız…
Ne zaman? Bugün mü? Hayır. Zamanı geldiğinde. Zamanı gelene kadar lütfen insanlarımızın acısını yaşamasına, yasını tutmasına müsaade ediniz. Siyaset yürekleri bu kadar taşlaştırmamalıydı.