Hiçbir sorumluluk hissetmez; ülkede meydana gelen her felaketi, sadece “Bu bizim iktidarımıza halel getirir mi” diye tartarsanız… İnsan eliyle yaratılmış bu katliamı takdir-i ilahiye bağlar ve ölenlerin yakınlarının acı, öfke duymasını, isyan etmesini bile yadırgarsanız…
O zaman, “Bir dünya liderini, bir halifeyi ayağınıza getirdik ama siz nankörlük ettiniz” diye düşünür; arabanızın kaputuna vuran adamı, ülkeyi işgale gelmiş düşman kuvvetlerinin komutanı gibi görürsünüz…
İnersiniz arabadan, adamı yere yatıran özel harekâtçının beline dayadığınız elinizden de kuvvet alıp bütün gücünüzle vurursunuz tekmeyi…
Ne de olsa, düşene bir tekme vurmak da sizin şiarınız olmuş kardeşim…