Bilmeyenler için kısaca aktarayım: Yasalar, siyasi partilerin kendi televizyonlarının olmasına engel. Ancak partiler, bu engeli televizyonu “dışarıdan bir isme” kurdurarak aşıyor. Ve organik bir ilişkiyle destek alıp veriyor. Halk TV de Deniz Baykal’ın genel başkanlığı sırasında, yakın bir akrabası tarafından kuruldu. Baykal genel başkanlıktan gitse de, Halk TV’de daha çok onun sözü geçti. İlişkisi tamamen kopmadı.
Dolayısıyla, Halk TV “hizmet satarak” CHP’den o hizmetin karşılığını alsa da partinin “kontrolünde” olmadı.
Doğrusu, kontrolünde olması da gerekmiyor. Ancak, bugünkü yapısından da kurtarılması gerekiyor.
Yani; reklam alabilen, ses getiren, toplumun sesini yansıtabilen, evrensel yayın ilkelerini uygulayabilen, özellikle İstanbul’da “gecekondu televizyonu” olmaktan çıkabilen bir kanala dönüşmesi gerekiyor.