Gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın, yazar Yalçın Küçük ve eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın da aralarında bulunduğu 13 sanıklı ‘Oda TV davası’nda tüm sanıklar beraat etti.
Geçen yılın aralık ayında görülen duruşmada savcı, tüm sanıkların ‘somut delil yetersizliği’nden beraatini istemişti.

Yıllar içinde Ergenekon davalarının birer birer düşmesi, darbe girişimi ve ardından olup bitenler OdaTV davasını da çökme noktasına getirdi.
‘Bu adliye adaletin mezarının simgesi’
Duruşmaya Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Yalçın Küçük, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Nedim Şener, Muhammet Sait Çakır ve Coşkun Musluk katıldı.
18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında son sözü sorulan sanıklardan gazeteci Ahmet Şık, Cumhuriyet’in aktardığına göre şunları söyledi: “Aklımdan geçenleri söylersem yeni bir dava konusu olacak. Hakkımızdaki yeni iddianameyi yazan ve iktidar tetikçiliği yapan yargı personelini kastediyorum. Bu adliye adaletin mezarının simgesi haline geldi. Adaletin mezar kazıcılığını da bizzat bu savcılar ve hakimler yapıyor. Bu adliyenin girişinde iki tane Themis heykeli var ve terazi var elinde. Güya o terazi adaletin tesisisin simgesi ama şu bir gerçek ki; bu mezarın içinde yargılananlar için herhangi bir adaleti tartmıyor bu terazi. Savcı ve hakimler için tartı işlemi görüyor. Bir kefesinde haysiyet ve şeref var, diğerinde de haysiyetsizlik ve şerefsizlik var. Bu hakim ve savcılar için hep o kötülük ağır basıyor.”
Neyle suçlandılar?

Yazar Soner Yalçın’ın yöneticiliğini yaptığı Oda TV’ye, ‘ihbar’ üzerine yürütülen soruşturma kapsamında 14 Şubat 2011’de baskın yapılmış ve gazeteciler gözaltına alınmıştı.
Dava dosyasında, daha sonra bilirkişi raporuyla virüs yoluyla dışarıdan yüklendiği ortaya çıkan ‘Ulusal Medya 2010’ belgesinin, Ergenekon davasındaki aynı adlı belgeyle benzer olduğu öne sürülmüştü.
Buradan hareketle de sanıklar, Ergenekon davası aleyhine yayın yapmakla suçlanmışlardı. Yalçın Küçük’ün ‘örgüt lideri’ olarak talimat verdiği, Soner Yalçın’ın da Küçük’ten aldığı talimatlarla diğer sanıkları örgütlediği iddia edilmişti.

Hakkında soruşturma açılan isimler 2011 yılında tutuklanmış ve bir yılı aşkın sürelerle cezaevinde tutulduktan sonra tahliye edilmişti.
Temmuz 2014’te ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ‘Oda TV davası’nda yargılanan ve 375’er gün tutuklu kalan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’ın ‘özgürlük ve güvenlik hakkı’yla 10’uncu maddesindeki ‘ifade özgürlüğünün’ ihlal edildiğine hükmetmişti.
Davada 13 isme yöneltilen suçlamalar şöyleydi: ‘Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme’, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme’, ‘açıklanması yasaklanan gizli belgeleri temin etme’, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etme’, ‘hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme’ ve ‘adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs.’