İtiraf edelim, önümüzdeki referandum sürecinde “Evet” ve “Hayır” eşit şartlarda yarışmıyor.
Evet için devlet imkânları, tüm medya kanalları, muazzam bir ekonomik güç, belediyeler, bağlar, bahçeler, mobilize olmuş durumda.
Hayır’cılar ise ha bire gözaltına alınıyor, toplantılarına izin verilmiyor, konferansları iptal ediliyor.
Sosyal medyada referandumda “Hayır” diyecek kesimlere yönelik baskıları okudukça, bazen içimde büyük bir isyan dalgası oluşuyor. “Böyle baskıyla babam da seçim kazanır” diyorum. “Erkekseniz eşit koşullarda yarışın” cümlesi geliyor dilimin ucuna. 70 yıllık çok partili sistem tecrübesi olan bir ülkenin demokratik rekabet kurallarını bu ölçüde hiçe saymasına kahroluyorum.
Sahi, kim, neyi ipliyor artık onu da kestirmek güç. Hadi diyelim “erkeklik” kavramı anlamsızlaştı. Ama onur, namus, eşitlik, adalet, hakkaniyet gibi kavramlar da değersizleşmiş halde. Kimse utanmıyor, sıkılmıyor, üzerine kondurmuyor.
O zaman biz niye bir arada yaşıyoruz?