Yine de, aradığını Türkiye’de bulamayan ve “İlle de Avrupa’ya gideceğim” diyen bir muhacirin sadece kara yolunu kullanma şansı olsaydı, denizde boğulma tehlikesi söz konusu olmasaydı, geri kabul anlaşmasının iptal edilme ihtimalini o kadar dert etmezdim.
Ama anlaşma iptal edildiği andan itibaren ölümcül deniz yolu yine kaçak göçmen tekneleriyle dolup taşabilir.
Sahillerimize vuran her cesetten sorumlu tutulduğumuzda kendimizi “Avrupalılar taahhüt ettikleri parayı vermediler, vizeyi kaldırmaya da yanaşmadılar” diyerek mi savunacağız?
Geri kabul anlaşmasının iptali Avrupa Birliği’nden daha çok Türkiye’nin aleyhine olur.