Fenerbahçe’ye Mehmet Topal’ın ‘el’ tartışmalarına yol açan golüyle 1-0 mağlup olan Osmanlıspor’un teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay, “Mehmet Topal’ı, Fenerbahçe’yi ve hakemimizi tebrik ediyorum” dedi.
‘Ayar vermeye çalışılıyor olabilir’

Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında, ellerinden geleni yapmalarına karşın bir buçuk aydır sonuç anlamında başarılı olamadıklarını dile getiren Akçay, şunları söyledi: “Ama bu akşamdan itibaren endişelerimiz biraz daha arttı. Bir şeylere ayar vermeye çalışılıyor olabilir. Onu da bilmiyorum. Benim işim de değil bu. Ben kendi işimi yapmaya çalışırım. Sahada oyuncularımı antrene etmeye çalışırım. Maçı kazanmak için uğraşırız. Bu akşam da öyle oldu. Umarım bundan sonra da çalışmalarımız devam edecek ancak psikolojik bir takım sorunların içerisine girme durumunuz da olabilir. Hem oyuncu hem antrenör olarak. Bu sizin daha sonraki işlerinizi zorlaştırabilir. O nedenden dolayı biraz endişeliyim. Yoksa bu akşam bir maç kaybedilmiş, olabilir. Sonuçta çok maç kaybettik. Dolayısıyla tekrar Mehmet Topal’ı, Fenerbahçe’yi ve hakemimizi tebrik ediyorum.”
‘Sokrates değilim’
“Bu ülkede karakter profillerini verirken acele davranıyorsunuz” diyen Akçay, şöyle devam etti: “Hepimiz davranıyoruz. Birini yüceltmek için de acele davranıyoruz. İmtihan ve bazı şeyleri yeri ve zamanı geldiğinde yapabilecek güçte olanlara, o tavrı sergileyebilenlere bazı payeleri veriniz. Erken vermeyin. Ben sadece ortaya konuşuyorum. İroni yapmıyorum. Sadece bir resim çiziyorum. Bu resmi karşıya göstermeye çalışıyorum. Ben Sokrates değilim. Ben bir sosyolog değilim. Ben bir psikolog da değilim. Ben sıradan bir antrenörüm. Ben sadece fotoğrafı yansıtmaya çalışıyorum. Bana bir top atıldı, göğüs kontrolü yaptım, pası verdim. O kadar.”
‘Gücü elinde bulunduran diplomasiyi bilmeli’
Osmanlıspor Teknik Direktörü, oyuncusu Koray Altınay’ın hakem Alper Ulusoy’a itirazı nedeniyle bitiş düdüğünün ardından ikinci sarıdan kırmızı kart görmesine dair bir soruya ise şu yanıtı verdi: “Bizler Türk halkı yaradılış olarak egosu yüksek insanlarız. Buna ben de dahilim. Bu konuda konuşmuyorum ama bir şekilde gücü eline geçirenin gücü yumuşatması, şefkatle, hoşgörüyle… Psikolojik bir takım testlerden geçmiş olan adamların işlerinin daha kolay olması gerekir. Şimdi sahada gol yenilmiş, markajda olan oyuncu itiraz etmek zorunda. İşte bunları eritebilmek, bunları göğüsleyebilmek… Yoksa ben savcıyım, evet. Ben hakimim, evet. Tamam, güzel. Ben ne dersem o olur. O mu olur? Öyle midir? Gücü elinde bulunduran adam naziktir. Diplomasiyi bilmelidir, nezaketten uzaklaşmamalıdır. Çünkü gücünü bir süre daha sürdürebilir. Ondan sonra isyan başlar. Gücü elinde tutanda nezaket olacak. Şefkat olacak, sevgi olacak. Olmadı mı bir işe yaramaz.”