Referandum kampanyalarının başlamasın ramak kala, Nagehan Alçı’nın “Kampanyalarda MHP ve AKP kendisini nasıl birbirinden ayıracak” sorusunun dayanılmaz ağırlığı altında inim inim inlerken iki partinin kurmayları, siz ‘boş bidonlar’ olarak, câmi avlusına terk edilmiş evlâtlar olarak “hayır diyeceğim” mi dediniz?
Duyulmuyor…
“Referandumda evet çıkarsa terörün sesi kısılır” diyen Başbakan yardımcısının tevil kabilinden “Hayır diyenler yoksa terörle mücadele istemiyor mu?” şeklindeki açıklamasıyla hâlâ kendinize gelemeden, sersemlik, şaşkınlık, hayret, taaccüb içinde siz “denetleme sorunu var” falan diyerek “Hayır diyeceğim” mi diyorsunuz?
Duyulmuyor…
Rektörler, kaymakamlar, YSK il müdürleri, Kâbe’de umre yapan mü’minlere ‘evet duası’ yaptıran Diyânet görevlilerinin, hemen hemen tüm televizyon kanallarında yüzlerce uzmanın evet avazaları arasında siz “ama.. ama.. bölünme riski var” falan diyerek “hayır diyeceğim” mi diyorsunuz?
Duyulmuyor…
Ve galiba duyulmayacak ta…
Ses o kadar yüksek ki, dünya desibel rekorlarını alt üst ediyor… Üstelik gücü elinde bulunduranların sesleri.
Adnan İslamoğulları’nın yazısı