Suriye olayı o denli karmaşık, Türkiye’nin dış politikası öyle çetrefil bir hal almış vaziyette ki, her ne kadar Türkiye için olağan şüpheli FETÖ, Rusya için Nusra ise de Rusya Büyükelçisi suikastı ‘Şark Ekspresi’nde cinayet’e dönmüş durumda.
Sonuçta hedeflenen Türkiye-Rusya yakınlaşması ise, bu gerçekleşmedi, tam tersine Moskova Deklarasyonu ile ‘yakınlaşma’ perçinlendi.
Kısa vadede, Türkiye’nin Suriye konusunda Rusya ile yakınlaşmasının, iktidar siyaseti açısından tek ‘kazancı’ Kürt koridorunu önlemek konusunda destek bulmak gibi. İktidar bu konuyu Türkiye’nin güvenliği açısından en önemli sırada görüyor ve diğer ihtilaflar bu uğurda rafa kaldırılmış olabilir.
Bu şartlar altında, ‘İkinci Kurtuluş Savaşı’nın neden Suriye’de IŞİD’e karşı yapıldığını izah etmek de zorlaşıyor. En kolay olan ise askerliği bedelli yapanların savaş çığlıkları eşliğinde, bu ülkenin gencecik çocuklarının ölüme gönderilmesi.