Sözüm ne Saray’da ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez ‘Reis’inize, ne Ahmet Davutoğlu’nun halefi (=ardılı), yeni gelecek olanın selefi (=öncülü) Binali Yıldırım nam yiğide…
Sözüm, siz AKP listelerinden seçilip Meclis’e giren milletvekillerine; AKP’nin köyde, kasabada, ilçede, ilde başkanlığını, yönetim kurulu üyeliğini filan yapanlara; hatta kaçıncı olduğunu artık sayamadığım ‘Saray buluşmalarına’ katılan muhtarlara…
Beyler, gelin kabul edin, kendi kendinize kaldığınızda itiraf edin: İktidarınız fena halde çuvalladı…
Parti büyüklerinizden en büyüklerine kadar tümünün ağız birliği edip günde beş vakit “Çağ atladık,.. Türkiye’ye çağ atlattık… Ekonomi tıkır tıkır… İşler yolunda… Dış mihraklar, iç alçaklar… Halep de bizimdi, Musul da bizimdi… Ordumuz Suriye’yi fethediyor… Esad’ın günleri sayılı…. Şam’ın Emevi Camii bizleri bekliyor” nutukları atmalarına aldırmayın, aldanmayın.
O tumturaklı, o firaklı cümleler gece yarısı mezarlıktan geçerken yüksek sesle türkü çığırıp korkusunu, paniğini örtmek isteyenlerin patırtısından farksız…
İster iç politikaya, ister dış politikaya; ister siyasete, ister ekonomiye; ister eğitime, ister güvenliğe… Nereye bakarsanız bakın, gözleriniz cavlak, bilinciniz berrak, aklınız kıvrak ise çuvalladığınızı göreceksiniz…