Türkiye için AB ile müzakere halinde olmak demokrasi ve hukuk standartlarını yüksek tutmak için bir referanstır. Beraberinde ekonomi için güçlü bir destek alanı; yani milli gelirin ve refahın -şimdiye kadar bulduğumuz- en garantili yoludur. Ankara’nın Brüksel’le müzakere ediyor olmaktan dolayı bir kaybı da olmamıştır. Her ne kadar Başbakan’ın dediği gibi ilişkiler son dönemde pek keyifli gitmiyor olsa da zararı görülmemiştir.
Ne var ki, AB üyeliği veya müzakereci olmak toplamda Avrupa’nın değil bizim ihtiyaç duyduğumuz, daha çok bizim talep ettiğimiz bir statüdür. Bu, elbette her şeye boyun eğmeyi, her zillete rıza göstermeyi gerektirmez.
Menfaatleri bir çırpıda silip atmak bu yüzden mantıklı değildir.
Nitekim Cumhurbaşkanı da bütün bu gerilime rağmen köprüleri tümden atmamakta ve mülteci restini bile “daha ileri gidilirse…” şartına bağlamaktadır.
Sükunet ve teenni bu yüzden faydalı olacaktır. Biraz sabırlı olmak ve Türkiye’yi Avrupa dışına atmak isteyenlere fırsat vermemek isabet olacaktır.