Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkındaki olumsuz kararına çok yiğitçe tepki gösterdik. Boyun eğmedik, dik durduk. Devleti yönetenler “Hiçbir hükmü yok” dediler. “Yok hükmündedir, Kapıkule’den geçmez” diye konuştular.
Ve geldik 24 Kasım Perşembe gününe… Politikada faizi indirme söylemleri uçuşurken, Dolar 3.4060 TL’ye kadar çıkmıştı ki, Merkez Bankası saat 14.00’te faizi yükselten tedbir kararlarını açıkladı. Mehmet Şimşek tweet atarak bu karara destek verdi.
Dolar 3.3689’a kadar düştü. Daha da düşebilirdi. Fakat… AP’nin mahut kararı açıklandı, dolar 3.4460’a çıktı! AP kararının bizim gözümüzde “hiçbir hükmü yok”tu fakat piyasalara hükmetmişti!
Döviz, faiz, Merkez Bankası, kurumsal güvenilirlik gibi kavramlar ne kadar birbirine bağlı görüyor musunuz? Dövizle AB ve genelde dış ilişkiler arasındaki etkileşimi görüyor musunuz?
Kuvvetli ekonomi olmanın yolu; işte bu yüzden sağlam ve rasyonel kurumsal yapılara, hukuk düzenine, yönetimde ekonomik rasyonalizmin hâkim olmasına bağlı…
Siyasi hamaseti anladık da ekonomi ve dış ilişkiler mutlaka rasyonel zihniyetle yönetilmelidir. Atalarımız öfkeyle kalkan zararla oturur demiş; çok tehlikeli bir süreçten geçen Türkiye akılla oturup akılla kalkmalıdır.