Göründüğü kadarıyla bizler meseleye küreselleşme dönemi öncesinden miras kalan bir anlayışla bakmayı sürdürüyoruz. Sanki elimizde yurt içinde yatırım yapmaktan başka şey düşünmeyen bir ‘milli’ sermayedar grubu varmış ve bütün sorun yurt dışından ek sermaye bulmakmış gibi… Ama gerçek durum böyle değil. Türkiyeli sermayedarların da önünde koca bir dünya mevcut ve oradaki potansiyelleri kullanarak rekabet dünyasında göreceli avantajlarını artırmak istemeleri çok doğal.
Türkiye ekonomisinde reform ihtiyacı, bunların ötesinde özellikle emek piyasasının yeniden düzenlenmesine yönelik adımların atılmasını şart koşuyor. Çünkü sermayenin ‘kolay’ iş yapmasından öte haksız rekabetle uğraşmaması da lazım. Ne var ki Türkiye’deki emek piyasası ‘ikili’ bir yapıda. Formel piyasa üzerindeki baskılar nedeniyle enformel ‘paralel’ piyasaya kaçış söz konusu. Ayrıca bu durumdan yararlanarak vergi ve sigortadan kaçınan bir ‘paralel’ sermaye/emek bileşkesi oluşmuş… Bu durum rekabet koşullarını bozuyor ve yatırım isteğini öldürüyor.
Belki de diğer ‘paraleller’ yanında, ekonomi alanında ürettiğimiz paralelliklere de artık son vermek gerekiyor.