DEP'lilerin tutuklandığı dönemde, Çarkıfelek'i Tarık Tarcan sunuyordu…
D

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

 

murat sevinc kelleMURAT SEVİNÇ

Önce çoğu zaman yaptığım gibi hayli uzun ve bu kez son derece teknik ayrıntılarla dolu bunaltıcı bir yazı karaladım.

Sonra, nasıl saçma geldi bu yaptığım anlatamam.

Tümünü sildim.

Yeniden başladım.

Yüksek lisans tezimi ‘siyasal parti yasakları’ konusunda yazmıştım. Neredeyse 20 yıl önce.

Doktora tezim ise ‘milletvekili dokunulmazlıkları’ üzerineydi. Tezimin kabul edildiği gün doğan çocuklar, bugün lise öğrencisi.

Hem yüksek lisans hem de doktora tezinde, Kürt siyasal hareketinin partileri ve milletvekilleri de inceleme alanımdaydı. Özellikle Mart 1994’te DEP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve gerek o esnada gerek sonrasında yaşanan hukuksuzlar, münasebetsizlikler.

Devletimizin sayın Yargıtay cumhuriyet başsavcıları ve sayın AYM’nin sayın üyeleri, 12 Mart’tan itibaren siyasal İslam’ın ve Kürt siyasal hareketinin neredeyse tüm partilerinin kapatılmaları gerektiğini düşündü. Devlet refleksi bu yöndeydi. Nitekim söz konusu ‘sayınlar’ marifetiyle, Türkiye bir parti mezarlığına dönüştürüldü.

Kişisel olarak tüm kapatma davalarına karşı çıktım. Partilerin sudan gerekçelerle yasaklandığını düşündüm. Aynı kanıdayım. Refah Partisi dışında AİHM’e giden partiler, Türkiye’yi tazminata mahkum ettirdi.

Bu konuları çalışır ve yazarken, geleceğe dair ne umutlarım(ız) vardı! Kuramsal çalışmalar yapmak, örneğin. Türkiye gerçekleri, ‘Olmaz şekerim, sittin sene aynı konuları yazıp duracaksın’ deyiverdi.

O zaman hayli gür ve siyah saçlarım vardı. Şimdi berber dalgasını geçiyor.

DEP’liler yargılanırken Tarık Tarcan adında biri Çarkıfelek adlı yarışma programını sunardı.

Bir TV kanalı Tutti Frutti diye bir şey yayınlıyordu gece vakti.

Hatta bir ara başbakan Tansu Çiller’di. Kendisi de, ‘tak-şak paşası’ da çok muhterem insanlardı.

Gaipten faili meçhul haberleri gelirdi; tabii ‘meçhul’ ya, biz hiç bilmezdik!

Ne kadar çok zaman geçmiş, arada neler neler olmuş, Kürtlerin siyasal temsilcilerinin tutuklanmasından, partilerinin kapatılmasından bugüne! Biz de yaşlanmışız şaka maka…

Bugün, bunları düşündüm. Dokuz HDP’li vekilin, genel başkanların tutuklandığını okuduğumda.

Bunca yıllık anayasa çalışmalarında, öğrendiğim en temel şeylerden biri şu oldu: Siyasal ve toplumsal sorunlar mahkemede çözülmez. Onların çözüm yeri, siyasetin ve toplumun alanıdır ve açmazlar, o alanların kendi özgün araçlarıyla hallolur, ancak. Bu, ‘Siyasal sorunlar hukuk konusu olmaz’ demek değil. Olur olmasına da, sorunun çözüm mercii orası değil. Sevgili hocamın şu güzel örneğini hatırlıyorum: “Kadın-erkek ilişkisi Medeni Kanun’da düzenlenir diye kadın ve erkek kavga ederken birbirine kanun okumaz!”

Siyasal İslam ve Kürt siyasal hareketinin partileri kapatıldı da ne oldu? Bugün AKP iktidarda ve HDP’lilerin başına gelenleri konuşuyoruz. Daha nasıl anlatılabilir? Ne denilebilir?

Olmaz. Çözülmez. Çözülmedi. Olmadı. Olmayacak. Bu nedenle insanlar ‘çözüm süreci’ni destekledi. Ve heyecanlandı. Ve umutlandı. Tüm sorunlarına karşın. Çünkü olmuyor. Mahkemede çözülmüyor. Olmuyor. Çözülmüyor. Çünkü örneği yok. 40 yıldır aynı yöntemler denendi. Olmadı. Olmuyor. Böyle çözülmüyor. Olmuyor. Ve hatta, olmuyooooooooor…

Tutuklamalar, Diyarbakır’da sabah yaşanan vahşet, KCK’nın aklımın almadığı açıklamaları…

Tüm bu yaşananlar yetmezmiş gibi bugün, Milliyetçi Cephe’nin yancısı olan Vatan Partisi (VP), “Acilen kapatılmalı” buyurmuş HDP için.

Yazının sonunda bir iki satır alıntı yapmak isterim, anayasa ve partiler rejimi üzerine 1985’te yayınlanan bir kitaptan. 31 yıl önce şunları demiş yürürlükteki SPK’yi eleştiren yazar: “Demokrasinin siyasal partilere tanınan şartsız toleranstan vazgeçilerek korunamayacağı açıktır… Yeni SPK… siyasi partiler gibi bünyesi devlet müdahalesini reddeden bir alan, yasalarla her olaya yön verilebileceğini sanan, sosyolojik ve tarihi derinlikten yoksun bir perspektifle düzenlenmiştir… Partiler, bir resmigeçide katılacaklarmış gibi uygun adım yürümeye ve üniforma giymeye zorlanmaktadır… Bu tutumun temelinde… yekpare bir toplum özleyen bir ideoloji yatmaktadır… Bu mantığın birkaç adım ilerisi, partilerin… bir Siyasal Partiler Genel müdürlüğü kurularak İçişleri Bakanlığına bağlanmasıdır.”

Yeterli sanırım. Bu satırların yazarı, inanmayacaksınız ama Doğu Perinçek. VP genel başkanı. Henüz hidayete ermediği yıllardan. Belki bilirsiniz, kendi partisi de ‘bölücülük’ten kapatılmıştı. Türk-Kürt federasyonunu vs. savunurdu. Aynı sayın kişi şimdi, HDP’nin acilen kapatılması gerektiğini buyuruyor. Dizginleyemediği bir heyecanla.

Bir kez daha aynı şeyler, aynı konuşmalar, aynı tartışmalar, aynı acılar, aynı huzursuzluklar, aynı davalar, aynı hayal kırıklıkları.

O zamanlar saçlarım, hakikaten siyah ve gürdü…

Bıkkınlık notu: AYM bugün OHAL KHK’si kararını yayınladı. Her cümlesi tahmin edildiği gibi. ‘İnceleyemem’ demiş. Oybirliğiyle alınmış karar. Ya neyle alınacaktı ki! Çok hüzün verici satırlar inanın. İçtenlikle, bir OHAL KHK’sıyla AYM’yi lağvetmelerini dilerim. Nasıl olsa inceleyemiyor…

Panel önerisi: Proje okullarla ilgili, 9 Kasım Çarşamba günü önemli konuşmacıların yer alacağı bir panel var. İstanbul’da yaşayanlara duyurmak isterim. Saat 13.00’te başlıyor. Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak. Konu hayati…