Kadın müzeciliği İstanbul'da tartışıldı: Erkekler için feminist konuları ilginç hale getirmek gerek

 

Dünyanın farklı ülkelerinden İstanbul’a gelen kadın müzelerinin temsilcileri, üç gün süren konferans boyunca kadın müzelerinin geleceği ile kadın sorunlarını masaya yatırdı.

Fotoğraf: Salt Galata
Fotoğraflar: SALT Galata

Salt Galata’da yapılan Uluslararası Kadın Müzeleri Konferansı bugün sona erdi.

Danimarka Kadın Müzesi Direktörü Merete Ipsen, ‘She Culture’ müzesi hakkında bilgi verdi. Ipsen, kadınların dünya nüfusunun yarısını oluşturmalarına rağmen ‘eril uygulamalar’ın daha üstün görüldüğünü, bu nedenle kadınların kendilerini azınlık gibi hissettiğini söyledi.

‘Erkekler için feminist konuları ilginç hale getirmek gerek’

“Ancak kadınlara da homojen bir grup olarak yaklaşmamak gerekir” diyen Ipsen, tüm müzelerde toplumsal cinsiyete odaklanma sorumluluğu olduğunu ifade etti.

Ipsen, müze olarak, bu yılın başından itibaren kadın tarihinden çok toplumsal cinsiyet tarihine odaklandıklarını belirterek, “Tüm toplumsal cinsiyetler için yaşam koşulları değişiyor. Bu yüzden kılavuz ilkeler sürekli yenilenmeli ve geliştirilmelidir. Erkekler için feminist konuları ilginç hale getirmek gerek” dedi.

‘Görünmez kılınan objeleri topluyoruz’

istanbul-kadin-muzesi-konferansi

İsveç’te 2014 yılında kurulan Kadın Müzesi direktörü Maria Perstedt, tarihin ‘erkekler için erkekler tarafından’, tercihen de ‘beyaz, Hristiyan ve üst kademelerde bulunan erkekler tarafından’ yazıldığını anlattı.

Perstedt, müzelerinde ‘hiçbir zaman kaydedilmemiş, koleksiyonu yapılmamış, farkına varılmamış, hatta görünmez kılınmış objeleri’ topladıklarını, ‘politik bir mekan’ olmayı amaçladıklarını aktardı.

Yeni Zelanda’daki ‘Girl Museum’ (Kız Çocuğu Müzesi) kurucularından Ashley E. Remer, kız çocuklarının hakları için eyleme geçme ve kendi hikayelerini paylaşma olanakları sunduklarını ifade etti.

Remer, şunları kaydetti: “İnternetin talepkar olduğunu biliyor ve sanal sergiler kurmayı önemsiyoruz. Girişimlerimiz esnasında binlerce sanal ziyaretçimiz oldu. Normalde yılda iki sergi hayal etmiştik, ancak şimdi yılda üç-dört sergi ve yan projeler üretiyoruz.”

‘Yaşananların unutulmamasını sağlamak en büyük sorumluluğumuz’

Japonya’daki savaş ve ihtilaf durumlarında kadınların cinsel açıdan sömürülmesine odaklanan Tokyo’daki ‘Women Active Museum on War and Peace’ müzesini anlatan Mina Watanabe, tarihte yer verilmeyen kadın hikayelerini anlattıklarını vurguladı.

Watanabe, müzede İkinci Dünya Savaşı sırasında işlenen cinsel suçlara yer verdiklerini belirterek, şunları ifade etti: “Cinsel şiddetten hayatta kalan kadınlar sorumluluk almayı reddeden Japon hükümetinden tazminat talep etti. Japon ordusunun seks köleliği sisteminin hacmini anlatabilmek yapılan harita kurtulanların ifadeleri, tanıklar ve dokümanlarla belirlendi. Bu kadın mahkemeleri müzenin kurulması için bir başlangıç noktası oldu. Muhafazakarlardan tepki alacak bile olsak bu yaşananların unutulmamasını sağlamak en büyük sorumluluğumuz.”