
MURAT SEVİNÇ
2010 halkoylaması sonrası oluşmaya başlayan yeni AYM, iki üyesi tutuklandıktan sonra atanan yeni üyelerle nasıl bir karar verebilirse, öyle karar verdi. 2019’a dek birkaç üyenin daha değişeceği düşünülürse…
CHP, iki OHAL KHK’sinin bazı hükümlerini AYM’ye taşıdı. Gazetelerde akşam çıkan haberlere göre, henüz yayınlanmayan kararda AYM ‘yetkisizlik’ kararı vermiş. Henüz, kararın oy birliği mi yoksa oy çokluğu ile mi alındığını bilmiyoruz. Yayınlanınca öğreniriz, buna mukabil gerekçenin her satırını tahmin etmek hiç güç değil.
Anayasa’nın 148’inci (1) maddesine göre, OHAL’lerde (OHAL, sıkıyönetim, savaş hali) çıkarılan KHK’lerin Anayasa’ya aykırılığı (şekil ya da esastan) iddiasıyla AYM’ye dava açılamaz. Yasak çok açık. AKP’lilerin, bugün karar sonrası konuşan Adalet Bakanı’nın ve başını pozitif anayasa/yasa hükümlerine çarpıp bir daha toparlayamamış olan hukukçuların, “AYM doğru karar verdi” deyişlerinin gerekçesi bu. Haklı görünüyorlar değil mi?
Peki, eğer söz konusu olan ‘OHAL KHK’si’ adıyla çıkarılmış, ancak ‘aslında’ ‘OHAL KHK’si’ olmayan bir metin ise ne olacak? Eğer kabul edilen OHAL KHK’sinde, OHAL’in gerekli kıldığı konular dışında düzenlemeler varsa, OHAL’in süresini aşan düzenlemeler varsa, OHAL KHK’si ile yapılamayacak işler yapılmışsa, ne yapılacak? Hadi daha da Türkçe olsun: Dükkânının duvarında ‘satılan mal geri alınmaz’ yazan manavınızdan elma almaya gittiniz, ücretini ödediniz ve eve gelince bir de baktınız ki kese kâğıdında muz var. Ne yapacaksınız?
AYM, 1991’de bu sorunun yanıtını verdi. Dedi ki: “Ben önüme gelen metnin adına değil, içeriğine bakarım. Eğer adı OHAL KHK’si olmasına karşın, düzenlemede OHAL’in gerekli kıldığı konular dışında bir şeyler varsa, incelerim. Yani kendimi metnin ‘adıyla’ bağlı saymam. İptal talebine konu olan OHAL KHK’si bu niteliği taşımıyorsa, Anayasa’ya uygunluk denetimi zorunludur.” Bir kez daha Türkçesi: Manav, sattığının elma olduğunu iddia edebilir ama kese kâğdından muz çıkarsa, muhterem manavın ‘satılan mal iade edilmez’ ilkesi müşteriyi bağlamaz.
İşte bugün AYM, CHP’nin başvurusunu yetkisizlikten reddederek 1991’deki ‘doğru içtihadını’ görmezden geldi. Söz konusu OHAL KHK’lerinin, gerçekten birer OHAL KHK’si vasfı taşıyıp taşımadıklarını incelemedi.
İki üyesi tutuklanan AYM, bu koşullarda, kendisinden bekleneni yaptı. Hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı. İşte biz buna, yargı bağımsızlığı diyoruz. Hiç kuşkusuz, koşulların ağırlığı nedeniyle ürken pek çok hukukçu, çoğu zaman olduğu gibi 148’inci maddenin ‘lafzına’ sığınacak ve AYM’nin kararının son derece doğru olduğunu savunacak. Onlar da kendisinden bekleneni yapacak. Hayat sürprizlerle dolu olabilir ama Türkiye, değil.
İşte bu satırların yazarı gibi huysuzlar, 2010 halk oylaması sürecinde “Tüm değişiklikler yalnızca HSYK ve AYM için yapılıyor; geri kalanı makyaj” derken (ve gericilikle, niyet okumakla vs. itham edilirken!), bunları anlatmaya çalışıyorlardı.
Yeni Türkiye’nin yeni AYM’si ve kese kâğıdından çıkan muz, cümle ahaliye, hayırlı ve afiyet olsun…
Not: Değerli meslektaşımız ve Diken yazarı Umut Özkırımlı’nın minicik çocuğunun sağlık sorunuyla ilgili süren kampanyadan ve varılan sevindirici sonuçtan haberdarsınızdır. Anladığım kadarıyla, bir süre daha sürecek. Gerekli bilgiler Diken’de de yayınlandı. Özkırımlı ve ailesine moral ve güç diliyorum. Dualarımız onlarla…