3- ZARRAB: Bir hayli riskli bir mesele. Çünkü Erdoğan, kamuoyuna da açıkladığı şekilde Biden görüşmesindeki tutumuyla artık doğrudan bu işin bir tarafı haline geldi. Bir konuda verdiği bilgi doğruydu. Davaya bakan hâkimin 2014’te Gülen’e yakın bir avukatlık bürosu tarafından Türkiye’ye davet edilmesi meselesi. Yargıç Richard Berman’ı ağırlayan avukatlık bürosunun 15 Temmuz’dan sonra polis tarafından basıldığı, bazı ortaklarının yurtdışına kaçtığı basına yansımış olan bir husus.
Aynı şekilde, Reza Zarrab’ı suçlayan başsavcı Preet Bharara’nın kendisini de davaya konu etmesi nedeniyle çekincesini dile getirmeye Erdoğan’ın elbette hakkı vardı. Ancak başsavcı hakkında sonradan doğru olmadığı ortaya çıkan bir iddia ortaya atması, daha önce Türkiye’de hiç bulunmamış Bharara’nın da Gülenciler tarafından Türkiye’de ağırlandığını öne sürmesi kuşkusuz sıkıntılı bir durum.
Görüleceği gibi her üç başlıkta da önemli bir ilerleme yok. Ayrıca yaklaşan ABD seçimleri de bir beyaz sayfa seçeneği sunmayacak. Çünkü önümüzdeki dört ay içinde IŞİD’le mücadele ve Zarrab Davası’nda yaşanacak gelişmeler, yeni sıkıntılara yol açabilir.