Çünkü bizim çocuklarımız Anıtkabir’e gittiklerinde gözlerinde boncuk boncuk yaşlar olur…
O an sadece annelerinin, babalarının ya da arkadaşlarının elini tutmak isterler…
İçlerinde kıyametler kopar, hissettikleri minnet, güven, sevgi, umut duygularını anlatmak isterler, anlatamazlar…
Dudakları titrer…
Gözleri kaydırak maydırak görmez…
İzin verdiğine göre, o kaydıraktan Akar Paşa kaysın…
Cumhuriyetimizi yıkanların, Atatürk’ü silenlerin düğünlerinde mutlu olduğuna, ruhani söylemlerinde ağladığına göre, Atatürk’ün mezarında ağlayacak değil…
Anıtkabir’e kaydırak koymak ‐huylarıdır‐ bir test…
Sesini çıkarmazsan, Emin Çölaşan’ın dediği gibi restoran, yanına dönerci açarlar…