İhsan Çaralan: 'Acımama'yı haslet yapanlar kime acıyacak?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Teröre karşı hiçbir zaman müsamahakar olmayacağız. Acımasız olacağız” diyerek, yüksek görevliler içinde savaş ve şiddeti kutsamada en ileri giden yetkili oldu. Çünkü Soylu, bu sözleri, bir öfke ile ya da tekil bir olay üstüne değil, ülkenin İçişleri Bakanı olarak soğukkanlılıkla söyledi.

Ama eğer burada “terör” derken kastedilen elinde silahla savaşanlar olsaydı; Bakan Soylu’nun böyle bir söz söylemesi gereksiz olurdu. Çünkü onlara karşı zaten, savaş uçakları, tanklar, toplar, kullanılarak bir savaş sürdürülmektedir. Ve bu durumda da bir “acıma-acımama” tartışması da anlamlı olmazdı. Burada Bakanın “acımayacak” oldukları, Hükümetin “terörle bağlantılı” iddiasıyla üstüne çullandığı, açığa aldığı, meslekten ihraç ettiği, mahkemelere sürüklediği eğitimciler, sağlıkçılar, belediyeciler, gazeteciler, bilim insanları, basın, çeşitli muhalif güçler, kayyım atanarak iradesi yok sayılan halktır. Ve elbette “acımasızlıkla” üstlerine gidilecek daha nice toplum kesimleridir!

Oysa, “acımak” terk edilmesi gereken bir zaaf değildir. Tersine “acımak”, gerek halkların gelenekleri içinde gerekse bir günlük yaşam içinde en önemli ve yüksek insanlık hasletlerinden biri sayılagelmiştir. “Acımasızlık” ise sadece zalimlerin, gaddarların, insana ve topluma saygısızların tanımlanmasında bir sıfat olmuş, “olumsuz” bir özellik sayılmıştır.

İhsan Çaralan’ın yazısı