Melih Altınok: Geride hâlâ bir ilişkiler yumağı bırakan ölülere karşı asgari saygı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dün Akan’ın ölüm haberini alınca bir yandan bunları bir yandan da sosyal medyada başlayan ve hiç de “şık olmayan” tartışmayı düşündüm…
Yakın zamanda Çetin Altan’ın, Hasan Karakaya’nın, Levent Kırca’nın… Ölümlerinin ardından da şahit olduğumuz o hadsiz sorguç hallerini…
Kendisinin “çok doğru”, “hep doğru” olduğunu düşünen eller tarafından hoyratça açılan o eski defterleri…

Ortada cenaze varken asla konuşulmayacak şeylerin nasıl gerine gerine, iyi bir şey yapıyormuş gibi bağır çağır konuşulmasını…

Hakikaten ayıp ediyoruz.
Kendimizi çok önemsiyoruz.

Cenazesinde saf tutuğumuz mevtanın ardından üç kez “iyi bilirdik” derken gerçekten bize fikrimizin sorulduğunu sanıyoruz herhalde. Şahitliğimizin, ölünün değil bizim “iyi niyetimizle” ilgili olduğunu bile bile…

Sadece, geride hâlâ yaşayan yakınlarını, sevenlerini kısacası koskoca bir ilişkiler yumağı bırakan ölülere karşı asgari saygı.
Bence biraz düşünelim. En azından kendimiz için. Zira başkasının açığını yakalamaya vakfedilmiş hayatların esaretini hiçbirimiz hak etmiyoruz.

Melih Altınok’un yazısı