Erdem Gül: Hiçbir mağduru yalnız bırakmayan bu dev adamdan başkası, bu kadar onurlu ölemezdi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Yer Silivri Cezaevi önü. 2012 yılı. Duruşma var. Tutuklu yakınlarının tepkilerini ifade etmeleri ve duruşmaya girmelerini engellemek için barikat kurulmuş. Barikatların aşılması gerekiyor. Ama bunu yalnız yapmaları zor. Yalnız da kalmıyorlar. Barikatları yıkmaya çalışan tutuklu yakınlarının önünde Tarık Akan. Kaybı üzerine dün en çok paylaşılan fotoğraflarından biriydi.

Tutukluluğumuzun birinci ayı dolarken arkadaşlar Taksim – Tünel’de, “30 günde 30 adım” adıyla bir yürüyüş organize etti. Orada da eylemci alışkanlığı olmayan arkadaşları yalnız bırakmayan Tarık Akan’dı. Yine oradaydı. Biz ertesi gün yürüyüşün fotoğrafında gazeteci arkadaşlarımızı tek tek seçtik, ama Tarık Akan’ı görünce başka türlü hissettik. Yalnız değildik.

Hastalığının konuşulmasını istememesinde, haber değeri görmemesinde Tarık Akan kişiliği var gibi geliyor bana. Kendisi için değil, içinde bulunduğu toplum ve ülke için yaşayan insanlar kuşağının temsilcilerinden o. Elbette onu en iyi sinemacılar anlatacak. Ama kusuruma bakmazlarsa iki cümle kurmak isterim ben de çocukluktan beri bir hayranı olarak. Hastalığı ile ilgili tavrı, tam da onun “Canım Kardeşim” filmi gibi. Hani her defasında gözyaşlarına boğulmadan izleyemediğimiz Halit Akçatepe ile oynadıkları film. Kan kanseri olduğunu öğrendikleri Kahraman Kıral’ın oynadığı küçük kardeşini, ölene kadar mutlu etmek için dibine kadar yoksulluğa ve acıya battıkları film. O filmi izleyince göreceksiniz, ondan daha iyi kimse oynayamazdı. Ve hiçbir mağduru yalnız bırakmayan bu dev adamdan başkası, bu kadar büyük acıyı herkesten gizleyerek tek başına çekip, bu kadar onurlu ölemezdi.

Erdem Gül’ün yazısı