Elbette devleti, milleti, Meclis’i bir darbe saldırısı yaşamış “olağanüstü” bir ülkede “hal” de tuhaf olabilir.
Ancak darbeyi bir gecede ezen “demokrasi” kendini korumak için bir demokrasinin gücüne, güvenine, inancına, adaletine, hukukuna, özgürlüklerine sarılmak yerine; neredeyse 36 yıl önceki bir başka darbenin hukukuna, kültürüne, araçlarına sarılıyorsa, onu onarmaya “komisyonlar” yetmez!
Kimi açık darbeci, işbirlikçi, örgütçü yanında; sizin de en az 10 yıl boyu bir “cemaat”le işbirliğiniz sırasında şurada burada bir göreve gelmiş olan mütevazı kişileri, hatta o ağın yanına bile gelmemişleri… Bu arada, ona değmiş buna değmemiş diyerek, tüm “farklı” olanları temizliyorsanız… “3 bin militanı var” deyip durduğunuz bir PKK’ya bir anda “10 bin öğretmen üye” yazıyorsanız…
Bu “hata”dan öte değil midir?
Bu herhangi bir demokrasinin, hukuk devletinin “delilden suça gitmek” ilkesinin tam tersine, “suçla damgalayıp sonra suçsuzluğu ispatı komisyona, mahkemeye, yıllara havale etmek”tir.